Şöyle oturun bakalım, ayaklarınızı uzatın. Ateşin çıtırtısı size bir şeyler fısıldıyor mu? Bugün size Epeiros topraklarından, o güneşli ama bir o kadar da karanlık vadilerden bir hikaye anlatayım. Ama uyarayım, bu anlatacaklarım şenlik ateşleri etrafında anlatılan neşeli destanlara benzemez; bu biraz iç burkan, biraz da insanın kalbindeki o zehirli hırsı gösteren türden.
Epeiros kralı Ekhetos’u duyanınız var mı? Gökyüzü sakinlerinin bile adını anarken yüzünü buruşturduğu o adam... Ekhetos, namı diğer "Zalim". Kalbi, soğuk kış gecelerinde bile ısınmayan, içi taşla kaplı bir kuyuya benzerdi. İyilikle arası hiç olmamış, zulmü ise sanki bir zanaat gibi ilmek ilmek işlemişti hayatına.
Bir gün, kendi kızı –ki güzelliğiyle o topraklarda güneşin doğuşunu kıskandıran bir genç kadın– gönlünü birine kaptırdı. Gençler işte, kanları kaynar, akılları havada... Ama Ekhetos’un dünyasında sevgiye yer yoktu. Kızının sevdiği adama olan düşkünlüğü, o kralın içindeki karanlığı tetikledi. Öfkesi bir fırtına gibi patladı ve ortaya öyle bir ceza çıkardı ki, insan bunu söylemeye bile çekinir.
O zalim, kızının gözlerine tunçtan iğneler batırarak kör etti onu. Sonra da yüksek, soğuk bir kuleye hapsetti. Ama iş bununla da bitmedi. Kızcağıza bir avuç tunç arpa tanesi verdi ve acımasızca gülümsedi: "Bunları un ufak edersen, gözlerin açılacak," dedi.
Düşünsenize, elinizde tunçtan, yani taştan bile sert taneler var ve sizden bunları elinizle öğütüp un yapmanız bekleniyor. İmkansız, değil mi? Ama o, kızı ömrü boyunca o kulede, bir hayal uğruna parmaklarını parçalasın, acı içinde kıvransın diye kurmuştu bu oyunu.
İşte böyle çocuklar; bazen insanların yüreğindeki hırs, tanrıların gazabından bile daha yıkıcı olabiliyor. Şimdi, o tunç tanelerin sesini duyar gibi oldum da… Neyse, boş verin. Hayat, Ekhetos’un kulelerinden daha geniş, daha umutlu. Gelin biz neşemize bakalım, yarın bambaşka, daha güneşli hikayeler anlatırım size. Şimdi, herkes yatağına; gökyüzü sakinleri gözlerini kapatırken biz de kendi rüyalarımıza dalalım.
Silenos'un Bildiği Gizli Gerçekler
Bak evlat, masallarda anlatılmayan bir sır var... Bugünün yetişkinleri, senin "evlat" dediğim güzel ruhum, kralların tahtlarına bakıp onları gökyüzündeki yıldızlar kadar parlak sanırlar. Oysa krallık, bazen sadece bir insanın kendi içindeki karanlığı, başkalarının gözyaşlarıyla besleme oyunudur. Gel, sana Epeiros’un gölgelerinden gelen, adını tarihin tozlu sayfalarında bir "kötü adam" diye geçiştirdikleri Ekhetos’un anlatılmayan hikayesini fısıldayayım.
"Güç, haklı olduğunu sananların elinde neye dönüşür biliyor musun? Bir iğneye."
Ekhetos, kralların "güçlü" diye övündüğü ama aslında korkaklığını baskıyla gizleyen bir adamdı. Tarih kitapları onu zalim diye anar, evet, ama kimse sormaz: Neden? Kendi kızının kalbinin sesini dinlemesinden, sevgiye sığınmasından o kadar korktu ki; sevgilisiyle vakit geçirdiği için o gözlere tunçtan iğneleri batırırken aslında kendi iktidarının sarsılmasından duyduğu dehşeti gizliyordu.
"Karanlık, sadece görmemek değil; birinin dünyasını ışığından mahrum etmektir."
Sistemin çarkları bazen öyle acımasız döner ki, Ekhetos kızını bir kuleye hapsettiğinde ona imkansızı vaat etti. "Bu tunç arpa tanelerini öğütüp un yaparsan, gözlerin açılacak," dedi. Zavallı kız, imkansız bir görevle ömrünü öğütmeye zorlanırken, aslında babasının otoritesinin ne kadar çürük olduğunu bilmiyordu. O tunç taneleri hiçbir zaman un olmayacaktı, çünkü Ekhetos onun tekrar "görmesini" değil, sadece itaat ederek yok olmasını istiyordu.
Şimdi söyle bana yolcusu olduğum hayatın güzel çocuğu; kralların "düzen" dediği bu sistemde, asıl karanlıkta kalan kim? Gözleri iğnelerle kapatılan mı, yoksa vicdanını koltuğuna kurban eden Ekhetos mu? Bazen bilgece bir neşe ararım, ağacın altında bir yudum şarapla evrenin düzenini düşünürken, aslında insanın içindeki o küçük Ekhetos'un, başkalarının hayallerini nasıl öğüttüğünü görür ve kederlenirim.
Tarih, kazananların yazdığı bir masaldır. Ama gerçek, her zaman o kuledeki kızın sessiz çığlığında gizlidir. O çığlığı duyabildiğinde, artık kralların tahtlarına değil, insanların kalplerine bakmayı öğreneceksin.