Thesauros Mythology Byblis

Byblis

Byblis

İkizine duyduğu yasak aşkla savrulan Byblis, reddedilince kederden eriyip bir pınara dönüştü. Gözyaşları bugün hala aynı hüzünle akıp durmaktadır.

Miletos’un kızı ve Apollon’un torunu olan Byblis’in soyağacı, tanrısal otoritenin yeryüzündeki gölgesi olarak Kyane ile kesişir; zira Büyükmenderes’in sularından süzülen bu narin köken, aslında belirlenmiş bir kaderin ilk halkasıdır. İkiz kardeşi Kaunos’a duyduğu, toplumsal normların hiyerarşik sınırlarını zorlayan tutkusu, Ovidius’un dizelerinde trajik bir kırılmaya dönüşür. Byblis, doğanın dayattığı yasakları kendi iradesiyle çiğnemeye cüret ettiğinde, Kaunos’un gösterdiği tiksinti, aslında yerleşik düzenin kendi dışındakini yok etme refleksinden başka bir şey değildir; Kaunos, bu düzene sığınmak adına kendi kentiyle tahakkümünü pekiştirmeye kaçar.

Başka anlatılar bu erk odaklı suçluluk hiyerarşisini tersyüz ederek, ahlaki kodların inşasında mağduriyeti erke atfeden farklı bir hegemonya kurar; burada Byblis’in intiharı, toplumsal kabullerin ağırlığı altında ezilen bir öznenin kaçınılmaz suskunluğudur. Ancak efsanenin derinliklerinde, Köyceğiz Dalyanı’nın sazlıkları arasında gizli bir direniş okunabilir. Irmakların getirdiği millerle boğulan limanlar, otoritenin mekansal baskısını hatırlatırken; o uçsuz bucaksız bataklık, Byblis’in kurumayan gözyaşlarıyla birleşip, tarihin üzerini örten bir başkaldırıya dönüşür. Byblis, bedeni bir pınara dönüştürülerek tabiata mahkum edilse de, o gözyaşları yeryüzünün hafızasında, iktidarın çizdiği sınırları taşan, durdurulamaz bir özgürlük akışı olarak varlığını korumaya devam eder.
Silenos
Bak evlat, otur şöyle yanıma. Şarabımın son yudumu boğazımı biraz yakıyor ama senin meraklı gözlerini görünce her şey geçiveriyor. Gel, sana Karia topraklarında geçen, biraz hüzünlü, biraz da tuhaf bir öykü anlatayım.

Bir zamanlar, güneşin altın oku Apollon’un torunu olan güzel Byblis varmış. Babası Miletos, annesi ise kıvrıla kıvrıla akan, masmavi sularıyla Büyükmenderes’in kızı Kyane. Byblis’in Kaunos adında bir de ikiz kardeşi vardı; hani şu hık demiş burnundan düşmüş dedikleri cinsten, birbirine çok benzeyen iki genç. Ama bilirsin, bazen kardeşlik dediğin şey, kalbin içinde biraz kontrolsüzce büyüyebiliyor. Byblis, kardeşini sadece bir kardeş gibi değil, sanki gökyüzü sakinlerinin bahşettiği en kıymetli hazine gibi görmeye başladı. Öyle bir sevgiydi ki bu, yüreğine sığmaz oldu.

İşin aslı, bu duygu doğru muydu, değil miydi diye tartışmayalım; çünkü insan kalbi bazen en keskin kayalardan daha sert, en derin körfezlerden daha karmaşık olabiliyor. Byblis, duygularını bir mektupla Kaunos’a açtığında, genç adamın dünyası başına yıkıldı. Kaunos için bu sevgi, doğanın dengesine aykırı, korkutucu bir şeydi. Öfkeyle, tiksintiyle geri çevirdi onu. "Bir daha yüzünü görmeyeyim!" diyerek Miletos'tan, o güzelim yuvasından kaçtı gitti. Uzaklara, çok uzaklara… Karia ile Lykia sınırında kendine yeni bir hayat, bugünkü adıyla Kaunos kentini kurdu.

Byblis mi? O ise bir yaprak gibi savrulmaya başladı. Sevgilisi miydi, kardeşi miydi, neydi bilemediği o ruhu ararken tüm Anadolu’yu adımladı. Yollarda saçları dağıldı, gözlerinin feri söndü. En sonunda, o yüksek kayalıkların tepesinde durdu. Artık daha fazla kaçamayacağını, o sevgiyle baş edemeyeceğini anlayınca kendini boşluğa bıraktı.

İşte tam o anda, dağların ve suların koruyucusu olan nympha’lar kızı havada yakaladılar. Ölmesine izin vermediler ama onu bir insandan, sonsuza dek akacak bir pınara dönüştürdüler. Söylenti odur ki, bugün Köyceğiz civarında gördüğün o hiç bitmeyen sular, o gürül gürül akan pınarlar aslında Byblis’in gözyaşlarıdır. Bazıları olayı tersinden anlatır, "Asıl Kaunos’tu sevdalı olan" derler ama aşk bu, kimin yaktığı değil, kimin kül olduğu önemlidir.

Şimdi o taraflara gidersen, o sazlıkların arasından gelen fısıltıyı duyarsın. Kimileri buna rüzgar der, kimileri ırmakların sesi… Ama inan bana evlat, o sazlıkların arasında bir yerlerde Byblis hala Kaunos’u arıyor. Gemiciler o bataklıklardan geçerken neden yollarını şaşırırlar sanıyorsun? Belki de o hüzünlü kız, sularının arasında onları da kendi aşkına ortak etmek istiyordur.

Hadi, şimdi git biraz dinlen. Gökyüzü sakinleri bazen çok ağır yükler verir insanın kalbine, ama senin kalbin henüz tüy kadar hafif. Tadını çıkar.

nav.navigate

nav.identity

common.settings

common.language
TR EN
common.theme