Thesauros Mythology Brontes

Brontes

Brontes

Uranos ve Gaia’nın tek gözlü oğlu Brontes, gürültüsüyle göğü inleten devdir. Zeus’a yıldırımları armağan eden bu usta zanaatkar, efsanevi bir Kyklops’tur.

Gök ile toprağın ezeli birleşmesinden türeyen tek gözlü varlıklardan biri olan Brontes, kökenindeki ilksel enerjiyi bedeninde taşır. İsmi "gürleyen" manasına gelen bu figür, kozmik hiyerarşinin henüz katılaşmadığı bir evrede, zanaatını mutlak otoritenin hizmetine sunarak kendi varoluşunun sınırlarını çizer. Zeus’a sunduğu gök gürültüsü, sadece bir hediye değil, aynı zamanda yöneten ile yönetilen arasındaki o sessiz rıza mekanizmasının ilk kıvılcımıdır; zira dev, kendi gücünü bir efendinin elinde silaha dönüştürürken, iktidarın hükümranlık alanını genişleten bir yapı taşına dönüşür. Brontes’in örste biçimlendirdiği şey, doğanın kontrol altına alınmış şiddetinden başka bir şey değildir.
Silenos
Gel bakalım yanıma, otur şöyle şu zeytin ağacının gölgesine. Bak, güneş tepemizde, rüzgar da hafiften esiyor, tam hikaye dinlemelik vakit. Bugün sana gökyüzünün en gürültücü, elleri nasırlı ama kalbi demir döven bir ustasından bahsedeceğim.

Zamanın en başında, henüz daha dünya yeni yeni şekillenirken, Uranos ile Gaia’nın birleşmesinden doğan çok özel evlatlar vardı. Bunlara Kyklops deriz, bilirsin; alınlarının tam ortasında, neredeyse bir dolunay kadar büyük, tek bir gözleri olur. İşte bu kardeşlerin en güçlülerinden, en çalışkanlarından birinin adı **Brontes** idi.

Brontes deyince aklına ne gelir biliyor musun? Gökyüzünün kükremesi! Adı bile "Gürleyen" demektir. Sen hiç fırtınalı bir gecede bulutların birbirine sürtünüp çıkardığı o korkutucu sesi duydun mu? İşte o ses, Brontes’in devasa çekicinin örsüne vurduğu anlarda çıkar. Gökyüzü sakinlerinin en kudretlisi Zeus için gök gürültüsü silahını yapan odur. Düşünsene, koskoca tanrıların kralı bile Brontes’in işçiliğine muhtaç.

O, sıradan bir dev değil; yerin derinliklerindeki ateşli ocaklarda, közlerin arasında günlerini geçiren bir sanatçı. Bir gözüyle incecik bir detayı süzerken, öbür elindeki devasa çekiciyle yıldırımlara şekil verir. Kimi zaman bu kadar büyük bir gücün elinde bir parıltı taşıması tuhaf gelir insana, değil mi? Ama Brontes, elindeki o kıvılcımları havaya savurduğunda, dünya titrer.

Eskiden şarap çanağımızı yudumlarken konuşurduk; koca devlerin aslında sadece birer kas yığını olmadığını, gökyüzüne o görkemli sesi verenlerin aslında hep bir şeyler inşa ettiğini anlatırlardı. Brontes de öyle; her ne kadar tek gözüyle dünyaya baksa da, o gözle gördüğü şeyler, başka hiçbirimizin hayal bile edemeyeceği kadar keskin.

Yani evlat, bir gün gökyüzü gürlediğinde ve sen ürperdiğinde, sakın korkma. Sadece yukarıya bak ve "Selam olsun sana Brontes, yine o büyük örsün başında iş başındasın," de. Belki de sana bir kıvılcım gönderiyordur, kim bilir?

Hadi bakalım, şimdilik bu kadar yeter. Git biraz koş, bacaklarını aç; hayat, sadece masallarda değil, tozlu yollarda da saklıdır.

nav.navigate

nav.identity

common.settings

common.language
TR EN
common.theme