Thesauros Mythology Bona Fides

Bona Fides

Bona Fides

Verdiği sözü tutanların tanrıçası, Roma'nın kutsal sadakat simgesi. Palatinus'ta anılan, elleri beyaz bezlerle sarılı, andın ebedi koruyucusu ve şahidi.

Roma’nın kadim inanç katmanlarında, verilen sözün ve tutulan yeminlerin kutsal bir kefili olarak konumlanan Bona Fides, Palatinus tepesindeki tapınağında toplumsal düzenin teminatı gibi yükselir. Tanrısal hiyerarşinin en eski yerleşiklerinden biri olarak o, bireylerin kendi iradelerini merkeze devretmelerinin ve bu bağı koparılamaz bir mecburiyete dönüştürmelerinin simgesidir. Tapınaktaki tasvirinde, zamanın ağırlığını taşıyan yaşlı bir kadın figürüyle betimlenmesi, sadakatin aslında zamana yayılan ve giderek kurumsallaşan bir itaat disiplini olduğunu fısıldar; rahiplerin ritüeller sırasında ellerini beyaz bezlerle sarması ise yemin eden öznenin kendi özgürlük alanını bu görünmez bağlarla nasıl gönüllü bir biçimde sınırlandırdığının somut bir işaretidir. Dius Fidius’un eril buyurganlığına dişil bir meşruiyet kalkanı sağlayan bu tanrıça, yurttaşın vicdanını otoritenin sarsılmaz duvarlarına yaslamasını sağlayan bir denetim mekanizmasının mitolojik izdüşümüdür.
Silenos
Eline bir asa al, yanıma otur şöyle, minik dostum. Bak, birazdan anlatacağım bu hikaye öyle kılıçla kalkanla değil, insanın içindeki o en sarsılmaz şeyle, yani "söz vermekle" ilgili.

Roma’nın o yüksek Palatinus Tepesi’ni bilir misin? Orada, gökyüzü sakinlerinin arasında, pek gösterişli değil ama kalbi kocaman bir tanrıça yaşardı: Bona Fides. Adı üstünde, "İyi Niyet" ya da "Sadakat" demek. Ama öyle hemen geçip giden bir gölge sanma onu; o, insanlık kurulduğundan beri bizimle olan kadim bir ruh.

Romalılar onu nasıl mı hayal ederlerdi? Genç, alımlı bir kız gibi değil, tıpkı benim gibi; yüzünde yaşamın tüm izlerini taşıyan, gözlerinde bilge bir ışıltı olan çok yaşlı bir kocakarı gibi. Çünkü bilirsin, sadakat dediğin şey öyle bir günde çiçek açmaz; yıllar geçtikçe, sınavlar atlatıldıkça kök salar ve derinleşir. Tıpkı şarabın fıçıda bekleyip değer kazanması gibi, o da yaş aldıkça güzelleşirdi.

Bona Fides’in tapınağına gidersen, rahiplerin ellerinin bembeyaz bezlerle sarılı olduğunu görürdün. Neden mi? Çünkü o temiz bezler, verilen sözün lekesizliğini, yalanın ise o saf beyazlığa bulaşan kara bir leke olduğunu anlatırdı. Birine "Söz veriyorum" dediğinde, elini sanki o kutsal kumaşa sürer gibi düşünürlerdi. Hani bazen birine güvenmek istersin ya, işte o an hissettiğin o tatlı huzur, aslında Bona Fides’in sessiz gülümseyişidir.

Bir de Dius Fidius diye bir gökyüzü sakini vardır, bilirsin; yeminlerin bekçisidir o. İşte Bona Fides, onun dişi tarafı, kalbi, yani zarif ama bir o kadar da çelik gibi sert olan vicdanıdır. İnsanlar bir işe girişirken ya da birbirlerine bir vaatte bulunurken, gökyüzüne bakıp ona seslenirlerdi. "Bona Fides şahidim olsun ki, sözümden dönmeyeceğim."

İnsanoğlu bazen sözlerini unutur, bazen rüzgara bırakır ama bu yaşlı tanrıça asla unutmaz. O, yeminlerin sessiz bekçisidir. Kırışık elleriyle tuttuğu o görünmez ip, aslında tüm şehri bir arada tutan şeydi. Çünkü bilirsin evlat, koca imparatorluklar taştan duvarlarla değil, ancak insanların birbirine verdiği o dürüst sözlerle ayakta durabilir.

Şimdi söyle bakalım, sen bugün kime ne söz verdin? Unutma, o yaşlı tanrıçanın gözleri her daim üzerimizde; verdiğin söz, senin namusun kadar beyaz kalmalı. Hadi, şimdi git ve tutabileceğim sözler ver, hayatın tadını öyle çıkar.

nav.navigate

nav.identity

common.settings

common.language
TR EN
common.theme