Thesauros Mythology Bias

Bias

Bias

Priene’li bilge Bias, kahin Melampus’un kardeşi olup onun maceralarına eşlik eden, kadim dönemin yol gösterici ve bilge bir figürüdür.

Melampus’un kardeşi olan Bias, bir kahinin gölgesinde yürüdüğü maceraların akışında, kendi iradesini kardeşinin esrarengiz sezgileriyle harmanlayarak yol alır. O, iktidarın kutsal sayılan kehanetlerle tahkim edildiği bir düzlemde, kardeşine eşlik ederken bile aslında bir otorite hiyerarşisinin sınırlarını sessizce teyit etmektedir; zira bilge olanın rehberliğinde şekillenen her adım, özgürleşmekten ziyade, o kutsal düzenin görünmez kurallarına gönüllü bir boyun eğişi barındırır. Kardeşinin peşinden sürüklenen bu yaşam, aslında iktidarın bilgiyle devşirildiği mitolojik bir düzene uyum sağlamanın, sorgulanmayan bir disiplinle bağlı kalmanın hikayesidir.
Silenos
Ah, şöyle biraz yanaşın bakalım, dizlerimin dibine oturun. Ateşin çıtırtısı bu gece ne güzel yankılanıyor, değil mi? Size anlatacağım adam, elinde kılıçla dünyayı fethedecek türden bir kahraman değildi belki ama zekasıyla krallara kök söktüren, ağabeyi Melampus’un gölgesinde değil, yanı başında parlayan bir isim: Bias.

Şimdi, çoğu kişi Melampus’u bilir; hani şu kuşların dilinden anlayan, doğanın fısıltılarını duyan kahin. Ama şunu unutmayın, bir ağaç ne kadar görkemli olursa olsun, onu ayakta tutan kökleri vardır. İşte Bias, o köklerin en sağlamıydı. Ağabeyi ile birlikte yola çıktıklarında, sanki dünyayı birbirlerinin aynası gibi görürlerdi. Birinin eksik kaldığı yerde diğeri tamamlar, birinin göremediği tehlikeyi diğeri seziverirdi.

Bilirsiniz, gökyüzü sakinlerinin oyunları hiç bitmez. Kahinseniz, rüzgarın size ne getireceğini asla kestiremezsiniz. Bias, ağabeyinin başına ne gelirse gelsin, o sarsılmaz sakinliğiyle hep yanındaydı. Bir keresinde, kahinliğin getirdiği o ağır yükler Melampus’un omuzlarını büktüğünde, Bias’ın keskin zihni devreye girmişti. Sadece bir yol arkadaşı mıydı? Hayır, o bir stratejistti. O, kılıcını kınından çekmek yerine, kelimelerin ve mantığın keskinliğini kullanmayı tercih ederdi.

Hani derler ya, "Akıl, gücün önünde diz çöker." Bias tam olarak buydu. Kralların saraylarında, karmaşık düğümleri çözmek için sadece cesaret yetmez, biraz da Bias’ın o kendine has, bilgece soğukkanlılığı gerekir. Kardeşiyle çıktıkları o uzun yolculuklarda, başlarına gelen binbir türlü musibeti sanki bir satranç oyunu oynar gibi aşarlardı. Birisi öngörüleriyle geleceğe bakar, diğeri ise o geleceği nasıl inşa edeceklerini planlardı.

İnsanlar Bias’ı sadece bir kahin kardeşi olarak hatırlıyor olabilirler, ama biz eskiler onun o sessiz kudretini iyi biliriz. O, fırtınanın tam ortasında durup, "Henüz değil," diyebilecek kadar kendine hakim, başkalarının göremediği kapıları açabilecek kadar da dikkatliydi.

Şimdi söyleyin bakalım, siz olsaydınız; her şeyi bilen ama bazen kendi ağırlığı altında ezilen bir ağabeyle mi yol alırdınız, yoksa her adımınızı sağlamlaştıran bir Bias ile mi? Bazı insanlar gökyüzündeki yıldızlar gibi parlar, bazıları ise o yıldızları görmemizi sağlayan karanlık gece gibidir. Bias, o geceydi işte; derin, serin ve her zaman güvenilir.

Eh, yaşlı gözlerim artık ağırlaşıyor. Şuradaki küpten bir yudum bal şerbeti daha alalım da, belki bir başka akşam size Bias’ın o meşhur sadakatiyle imkansız denileni nasıl başardığını anlatırım. Şimdi ise, masalların büyüsüne dalma vakti. İyi geceler, küçük yolların büyük yolcuları.

nav.navigate

nav.identity

common.settings

common.language
TR EN
common.theme