Şöyle bir yanaşın bakalım, ateşe biraz daha yaklaşın. Gözlerinizdeki o merak pırıltısını görüyorum, tıpkı gençliğimde ormanlarda kovaladığım nymphelerin gözleri gibi. Bugün size öyle birinden bahsedeceğim ki, aslında onu adını bilmeden de tanırsınız. Hani o sarsılmaz dağların ağırlığı, hani o çetin fırtınanın hoyratlığı vardır ya; işte o, Bia’dır.
Eskilerin anlatıcısı Hesiodos, Bia’nın soyağacını pek güzel dökmüş dile. O, Okeanos’un kızı, yeminlerin koruyucusu Styks ile Pallas’ın kızıdır. Annesi Styks, yer altı dünyasının o simsiyah, ürpertici nehridir; babası ise bir titan. Kardeşlerine bakın hele; zaferin kanatlı kızı Nike, o meşhur Zetos ve Bia’nın ikiz ruhu, o sert mizaçlı Kratos!
Bia, bildiğiniz o pamuklara sarılı tanrıçalardan değil; o, zorunluluğun ve şiddetin ta kendisidir. Gökyüzü sakinlerinin kralı Zeus, gürültülü şimşekleriyle bulutları yardığında, Bia hemen yanı başındadır. Hani büyük bir komutanın arkasında yürüyen gölge gibi; Zeus nereye gitse, o da hemen ensesindedir. Sessizdir Bia, pek konuşmaz. Sözü Kratos’a bırakır, o ağzına geleni söyler; ama Bia’nın varlığı, odadaki havanın bir anda ağırlaşması gibidir.
Hani Aiskhylos’un o meşhur hikayesinde, Prometheus’u hatırlarsınız; şu insanlara ateşi çaldığı için tanrıların gazabına uğrayan o bahtsız kahramanı. İşte o gün, Kafkas dağlarının soğuk kayalıklarında, Prometheus’u o demir zincirlere vurmaya götürürken başrolde yine onlar vardı. Hephaistos, o usta demirci, elinde çekiçle titreyerek dururken; Kratos bağırır, çağırır, emirler yağdırır... Bia ise sadece oradadır. Hiçbir şey demeden, o korkunç gücüyle Prometheus’u tutar, sürükler. Onun sessizliği, en gürültülü çığlıktan daha korkutucudur.
Sakın yanlış anlamayın ha! Tanrıların dünyasında sadece neşe, müzik ve şaraplı şölenler yoktur. Bia, o şölenlerin bittiği, otoritenin ve çetin yasaların başladığı yerdir. O, "yapılacak olanın" durdurulamaz halidir.
Şimdi, kadehimi gökyüzüne kaldırırken bir düşünün bakalım; bazen bir şeyleri oldurmak için, o kaba gücün ve o amansız zorunluluğun sessizce yanımızda durması gerekmiyor mu? Ama korkmayın, siz sadece sevgiyle ve şefkatle büyüyün. Bia, bizim gibi ihtiyarların ve dünyayı çekip çevirenlerin meselesi olsun. Hadi bakalım, ateş sönmeden anlatacak başka masallar da var.
Silenos'un Bildiği Gizli Gerçekler
Bak minik yolcum, masallarda anlatılmayan bir sır var... Çoğu kişi gökyüzündeki o parıltılı, yıldırım saçan krallara bakar ve onların her hareketinin adalet olduğunu sanır. Ama gel otur yanıma, şu kadehimdeki neşeden bir yudum al da sana kralların gölgesinde saklanan o soğuk yüzü anlatayım.
Senin Bia dediğin, o yaman tanrıça aslında Zeus'un en karanlık aynasıdır. Hani şu elinde şimşekler tutan, dünyayı yönettiğini sanan Zeus var ya? İşte o, hiçbir zaman tek başına yürümez. Ardında, kendi nefsinin hırsı olan Kratos ve onun sessiz gölgesi Bia vardır. Kratos, yüksek perdeden bağıran, kaba kuvvetin sözcüsü olan o kibirli figürdür; Bia ise… ah evlat, Bia tam da sistemin dişlilerinin çıkardığı o sessiz gıcırtıdır. O, zorbalığın ta kendisidir.
Bir zamanlar Prometheus adında biri vardı. İnsanlara ateşi, yani bilgiyi ve umudu getirdiği için o koca dağlara mıhlandı. Hatırla; o gün Zeus'un emrini yerine getiren kimdi? Kratos emrederken, Bia oradaydı. Neden sessizdi sanıyorsun? Çünkü zorbalık konuşmaz, zorbalık sadece yapar. O, özgür düşüncenin zincirlenmesine bizzat omuz veren, gücün kirli elleridir.
Bak güzel evladım, tarih kitapları "Zeus'un kudreti" diye yazar. Ama o kudret dedikleri, aslında Bia'nın, yani şiddetin ve baskının kaçınılmaz arkadaşlığıdır. Bir kral, başka birine "hizaya gel" dediğinde, aslında o kralın arkasında Bia gizlice durur. Kendi sesini çıkaramaz, çünkü onun varlığı zaten başkalarının sesini boğmak üzerine kuruludur.
Gördüğün her "güçlü" figürün ardına bakmayı öğren. Eğer bir yerde zorbalık varsa, orada Bia vardır; sessizce, gölgede, birilerinin boynuna zinciri geçirmek için bekleyen o soğuk eldir. Gerçek krallar o zinciri tutanlar değil, o zinciri başkasına tutturandır. İşte bu yüzden, sen asla o gölgelerin sessiz hizmetkarı olma. Kendi sesini bul, çünkü Bia'nın en korktuğu şey, bir çocuğun neden diye sormasıdır.
Sırrı artık biliyorsun. Şimdi git ve o şaşaalı tahtların arkasındaki karanlıkta kimlerin gizlendiğini kendin keşfet. Unutma, en büyük zorbalar bile gün gelir, ektikleri korkunun altında kendi gölgelerine sığınır.