Thesauros Mythology Bia

Bia

Bia

Styks’in kızı, Zeus’un gölgesi Bia; şiddetin sessiz temsilcisidir. Kratos ile birlikte Prometheus’u kayaya zincirleyen o amansız gücün ta kendisidir.

Kratos'un mutlak bir kudret ve zapt etme iradesini temsil ettiği mitolojik düzlemde, Bia, uygulanan şiddetin sessiz ve sorgulanamaz faili olarak belirir; her ikisi de ilahi tahakkümün yerleşmesi için gereken zorunlu araçlardır. Hesiodos, Theogonia’da bu iki kavramın soysal kökenini Okeanos kızı Styks ile Pallas’ın birleşimine dayandırarak, yöneten ile yönetilen arasındaki hiyerarşinin aslında nasıl bir zorunlulukla (Nike ve Zetos ile beraber) dokunduğunu imler. Otoritenin mekansal varlığı, bu ikilinin sürekli hazır bulunuşuyla meşrulaştırılır; Zeus nerede hüküm sürüyorsa, Bia ve Kratos orada, egemenliğin gölgesi gibi takipte ve daima icranın başındadırlar.

Aiskhylos’un *Zincire Vurulmuş Prometheus* tragedyasında, bu kavramsal ikili somut bir baskı aygıtına dönüşür. Prometheus’un Kafkasya’ya sürüklenişi, iktidarın kendi sınırlarını çizerken boyun eğmeyen akla karşı kullandığı şiddetin en berrak tezahürüdür. Burada Bia, kelimelere ihtiyaç duymayan, yalnızca uygulanan şiddetin soğuk sessizliğini temsil eden bir infaz memuru gibi konumlanır; Hephaistos’un teknik ustalığına eşlik eden bu sessizlik, itaatin ve merkezi otoritenin varlığı için hiçbir tartışmaya yer bırakmayan, dolaysız fiziksel zorunluluğun simgesidir.
Silenos
Şöyle bir yanaşın bakalım, ateşe biraz daha yaklaşın. Gözlerinizdeki o merak pırıltısını görüyorum, tıpkı gençliğimde ormanlarda kovaladığım nymphelerin gözleri gibi. Bugün size öyle birinden bahsedeceğim ki, aslında onu adını bilmeden de tanırsınız. Hani o sarsılmaz dağların ağırlığı, hani o çetin fırtınanın hoyratlığı vardır ya; işte o, Bia’dır.

Eskilerin anlatıcısı Hesiodos, Bia’nın soyağacını pek güzel dökmüş dile. O, Okeanos’un kızı, yeminlerin koruyucusu Styks ile Pallas’ın kızıdır. Annesi Styks, yer altı dünyasının o simsiyah, ürpertici nehridir; babası ise bir titan. Kardeşlerine bakın hele; zaferin kanatlı kızı Nike, o meşhur Zetos ve Bia’nın ikiz ruhu, o sert mizaçlı Kratos!

Bia, bildiğiniz o pamuklara sarılı tanrıçalardan değil; o, zorunluluğun ve şiddetin ta kendisidir. Gökyüzü sakinlerinin kralı Zeus, gürültülü şimşekleriyle bulutları yardığında, Bia hemen yanı başındadır. Hani büyük bir komutanın arkasında yürüyen gölge gibi; Zeus nereye gitse, o da hemen ensesindedir. Sessizdir Bia, pek konuşmaz. Sözü Kratos’a bırakır, o ağzına geleni söyler; ama Bia’nın varlığı, odadaki havanın bir anda ağırlaşması gibidir.

Hani Aiskhylos’un o meşhur hikayesinde, Prometheus’u hatırlarsınız; şu insanlara ateşi çaldığı için tanrıların gazabına uğrayan o bahtsız kahramanı. İşte o gün, Kafkas dağlarının soğuk kayalıklarında, Prometheus’u o demir zincirlere vurmaya götürürken başrolde yine onlar vardı. Hephaistos, o usta demirci, elinde çekiçle titreyerek dururken; Kratos bağırır, çağırır, emirler yağdırır... Bia ise sadece oradadır. Hiçbir şey demeden, o korkunç gücüyle Prometheus’u tutar, sürükler. Onun sessizliği, en gürültülü çığlıktan daha korkutucudur.

Sakın yanlış anlamayın ha! Tanrıların dünyasında sadece neşe, müzik ve şaraplı şölenler yoktur. Bia, o şölenlerin bittiği, otoritenin ve çetin yasaların başladığı yerdir. O, "yapılacak olanın" durdurulamaz halidir.

Şimdi, kadehimi gökyüzüne kaldırırken bir düşünün bakalım; bazen bir şeyleri oldurmak için, o kaba gücün ve o amansız zorunluluğun sessizce yanımızda durması gerekmiyor mu? Ama korkmayın, siz sadece sevgiyle ve şefkatle büyüyün. Bia, bizim gibi ihtiyarların ve dünyayı çekip çevirenlerin meselesi olsun. Hadi bakalım, ateş sönmeden anlatacak başka masallar da var.

nav.navigate

nav.identity

common.settings

common.language
TR EN
common.theme