Thesauros Mythology Bellona

Bellona

Bellona

Roma’nın savaş tanrıçası Bellona; elinde kılıcı ve meşalesiyle savaş alanlarında dehşet saçan, Enyo ile özdeşleşmiş Mars’ın savaşçı eşidir.

Roma panteonunda "bellum" sözcüğünün kökeninden türeyen Bellona, çatışmanın mutlak otoritesini temsil eden bir figürdür; Yunan mitolojisindeki Enyo ile kurulan özdeşlik, onun yıkıcı doğasının evrenselliğine işaret eder. Mars’ın yanındaki yerleşimi, savaşın yalnızca fiziksel bir çarpışma değil, iktidarın kendi sürekliliğini sağlamak adına tahakkümü kutsallaştırdığı bir düzenin parçası olduğunu anımsatır. Bir savaş arabasının üzerinde, elinde kılıç veya kargı taşıyarak yahut yanan bir çırağı bir meşale gibi yükselterek betimlenmesi, düzensizliğin içindeki disiplini ve otoritenin en karanlık anlarda dahi göz kırpmadan kendini dayatışını simgeler. Onun Furia’ları çağrıştıran ürkütücü bakışları, toplumsal hafızaya kazınan bir itaat biçimi olarak, şiddetin tekelini elinde bulunduranların huzursuz edici gölgesidir.
Silenos
Gelin bakalım küçük yolcularım, ateşin etrafına iyice sokulun. Bugün size, bulutların üzerinde değil de, tozlu savaş meydanlarının uğultusunda yaşayan öfkeli bir gökyüzü sakininden bahsedeceğim. Adı Bellona. İsminin kökeni, hani şu herkesin kaçtığı, gürültülü ve karmaşık "savaş" kelimesiyle aynı kökten gelir; Latinler ona boşuna "Bellum" dememişler.

Bu Bellona, öyle Olimpos’un altın koltuklarında oturup nektar yudumlayan nazik tanrıçalara hiç benzemez. Yunanlı dostlarımızın bildiği Enyo ile aynı kumaştan biçilmiştir; yani ikisi de birbirinin aynısı, kavgacı ve sert bir ruha sahiptir. Hani bazen babalarınızın anlattığı o büyük kahramanlık hikayelerinde, gökyüzünde bir uğultu duyulur ve kılıçlar kendi kendine kınından çıkmaya başlar ya, işte o an Bellona oradadır.

Sıkı durun, çünkü kendisini bir kez görmeye görseniz, unutmanız pek mümkün olmaz. O, bir savaş arabasının üzerinde, rüzgarı arkasına almış, saçları toz ve dumanla birbirine karışmış halde ilerler. Elinde parlayan, keskin mi keskin bir kılıcı ya da bazen yeri göğü inleten bir kargısı olur. Ama en korkutucusu, elinde tuttuğu o yanan çıradır. O çıra bir kez havaya kalktı mı, ortalık karışır, barışın yerini büyük bir curcuna alır.

Bakışlarını soracak olursanız… İnsanın içini ürperten cinsten. Furia denilen o öfkeli ruhları andıran, bakışlarıyla bile yerinden oynatan bir hali vardır. Genellikle Mars’ın yanında, onun o ağır zırhlı gölgesinde görürüz Bellona’yı. Bazıları onun eşi olduğunu söyler, bazıları ise savaş meydanında yan yana duran iki kadim dost olduklarını. Ama şurası kesin ki, nerede bir kalkan sesi, nerede bir miğfer parıltısı varsa, Bellona oradadır.

Hadi şimdi derin bir nefes alın. Savaşın gürültüsü uzaklarda kalsın, biz burada huzurla ateşin tadını çıkaralım. Çünkü bilirsiniz, ne kadar sert olursa olsun, her fırtına bir gün diner ve yanan çıralar söner. Sizin payınıza düşen ise bu hikayeleri birer masal gibi hafızanızda saklamaktır. Şimdi, başka bir hikayeye geçelim mi, yoksa biraz daha bu öfkeli kadının atlarının nal seslerini mi dinleyelim?

nav.navigate

nav.identity

common.settings

common.language
TR EN
common.theme