Thesauros Mythology Batieia

Batieia

Batieia

Teukros’un kızı ve Dardanos’un eşi; Troya soylu soyunun annesi, toprakla ve bereketle özdeşleşen kadim bir figürdür.

Batieia; tıpkı bir gölgeden diğerine sızan Myrina gibi, tarihin tozlu sayfalarında bir dipnotun sessizliğiyle var olur. Bir krallığın veya bir soylu ismin ardındaki meşruiyet perdesi işlevini görürken, aslında iktidarın kendi bekasını korumak adına kimlikleri nasıl yuttuğuna dair kadim bir kanıttır. Onun varlığı, büyük fetihlerin ve erkek egemen tarih anlatılarının merkezinde, edilgen bir zemin gibi kurgulansa da; aslında her ismin, bir başkasının hükümranlık alanını genişletmek üzere araçsallaştırıldığı o ince hiyerarşiyi fısıldar. O, bağımsız bir özne olmaktan ziyade, egemenliğin sürekliliğini sağlayan bir boşluk doldurucudur; tıpkı Akhilleus’un ölümsüzlük arzusunda Hekabe’nin acısının bir detaydan ibaret kalması ya da Kirke’nin adasının güç sahiplerince bir sapma olarak kodlanması gibi, Batieia da kendisine biçilen o sınırlandırılmış anlatının içinde, düzenin sessiz bir parçası olarak konumlandırılmıştır.
Silenos
Gel bakalım ufaklık, otur şöyle meşe ağacının gölgesine. Bak, ayaklarını uzat, toprak ana seni kucaklasın. Bana öyle masum masum bakma, biliyorum, yine kadim zamanların tozlu sayfalarında ismi geçmiş birini merak ettin. "Batieia kimdir?" diye soruyorsun, öyle mi?

Batieia... İsmi sanki bir pınarın şırıltısı gibi, değil mi? Ama sadece bir isim değil o, bir krallığın temelindeki harçtır aslında. Troya topraklarının, o güneşin altında parlayan surların ilk hikayesidir.

O, Teukros’un kızıydı. Bilirsin, Teukros; hani şu bu topraklara gelip yerleşen, gökyüzü sakinlerinin bahşettiği toprakları adım adım yurt tutan o ihtiyar bilge. İşte Batieia, o toprakların hem kızı hem de talihiydi. Ama öyle saraylarda oturup el işlemesi yapan prenseslere benzemezdi; toprağın kokusunu bilirdi, rüzgarın hangi yönden eseceğini yüzündeki ürpertiden anlardı.

Sonra karşısına Dardanus çıktı. Ah, Dardanus! Samothrake kıyılarından gelen, denizlerin tuzunu sırtında taşıyan o karizmatik yabancı. Dardanus, Batieia’nın babasının yanına geldiğinde, gökyüzü sakinleri sanki bulutların üzerinden onlara bakıp gülümsüyordu. Batieia ile Dardanus evlendiklerinde, sadece iki insan birleşmedi; koca bir efsanenin, yani Troya’nın şafağı söküverdi.

Birçok bilge, onun hakkında çok şey anlatmaz; tozlu tomar parçalarında adı Myrina ile yan yana geçer, bazen birbirlerinin gölgesi gibi anılırlar. İkisi de bu toprakların "ana"sı sayılır. Batieia için "Dardanya’nın kraliçesi" derler, hani şu İda Dağı’nın eteklerine serilmiş bereketli ovaların hakimi.

Düşünsene, o zamanlar dünya çok daha gençti. Tanrıların ayak sesleri ormanlarda yankılanırdı. Batieia, o büyük surların daha temeli bile atılmamışken, o topraklara huzuru ve düzeni getiren kişidir. Bir kadeh ferahlatıcı içecekten bir yudum alıp düşününce... İnsan anlıyor ki, Batieia aslında hepimizin içinde taşıdığı o "yurt tutma" arzusudur.

Şimdi söyle bakalım, kim daha şanslı? Gökyüzü sakinlerinin sofrasında oturan tanrılar mı, yoksa tarihin başlangıcında toprağa ilk tohumu eken Batieia mı? Bence cevabı rüzgarın sesinde bulabilirsin, eğer dikkatli dinlersen...

Hadi, gözlerini kapat biraz. İda’nın tepelerinden esen o serin rüzgarı duyuyor musun? Batieia’nın ayak sesleri hala o topraklarda geziyor gibi, değil mi?

nav.navigate

nav.identity

common.settings

common.language
TR EN
common.theme