Thesauros Mythology B

B

B

Babil’den Anadolu’ya, Bosphoros’tan Tmolos’a uzanan bu topraklar; antik kahramanların, tanrıların ve efsanelerin nefes aldığı kadim yuvalardır.

Kadim coğrafyaların ve anlatıların haritası; iktidarın sınırlarını çizmek için kurduğu, egemenlik biçimlerinin zamana ve mekana sızdığı bir izlek sunar:

**Babil**’de Deukalion’un sularından Pyramus ve Thisbe’nin yasaklı sızılarına, Semiramis’in ihtişamlı hükmünden Thegonia’nın kozmik hiyerarşisine uzanan bir kurgu. **Bafa Gölü**, Endymion’un zamansız uykusunda iktidarın mutlak durgunluğunu saklar. **Bahçeleriçi** (Çanakkale), Smintheus’un kutsal müdahalesiyle yerel otonomiyi belirleyen bir coğrafya odağıdır. **Bakırçay**, Kaikos’un akışıyla tanımlanır. **Baktria**; Dionysos’un yayılmacı kültüyle ve Semiramis’in merkeziyetçi egemenliğiyle şekillenmiş bir merkezdir. **Balat**; Miletos’un, **Ballıhisar**; Pessinus’un, **Bardakçı**; Salmakis’in özgün varoluşlarını hapseden referans noktalarıdır. **Bebrykler**, Amykos’un kaba kuvveti ve Argonaut’ların seferleriyle sindirilmiş, Lampsake sınırlarına itilmiş bir topluluktur. **Berekynthes**; Berekyntha’nın sunduğu tanrısal düzende Kybele ile özdeşleşen, hiyerarşiyi kutsayan bir boydur. **Bergama**, Pergamon’un gölgesinde; **Berlin Müzesi** ise Gigant’ların (devlerin) boyunduruk altına alınmış tasvirlerinde iktidarın temsiline dönüşür. **Beş Parmak Dağları**, Latmos’un sarp yamaçlarında özgürlüğün kısıtlandığı bir başka mekan. **Bithynia**, Amykos ve Argonaut’lar üzerinden çatışmanın ve tahakkümün haritasına dahil edilir. **Bizans**, Byzas ve Keroessa’nın mitolojik temelleriyle kentin merkezkaç olmayan otoritesine işaret eder. **Bodrum**, Halikarnassos’un tarihsel katmanlarıdır. **Boğaziçi** (İstanbul), eski adıyla Bosphoros, Argonaut’ların geçiş güzergahı ve Hero ile Leandros’un merkezi otoriteye başkaldıran trajik öyküsüdür. **Boğazlar** (Çanakkale), Hellespontos’un kontrol edilmek istenen sularıdır. **Boiotia**, Apollon’un buyruğu ve Aristaios’un kurduğu düzenle yönetilir. **Bosporos** (İstanbul), İo’nun kaçışıyla sınırların ötesine taşınan egemenliği imler. **Bozcaada**, Tenedos’un stratejik yalıtılmışlığıdır. **Bozdağ**, Tmolos’un zirvesinde kurulan iktidar gözetimidir. **Burdur Gölü**, Askania’nın durgun ve tanımlı sularıdır. **Bursa**, Prusa’nın yerleşik düzeninde kimliğini bulur. **Bülbüldağ**, Solmissos’un ritüellerle denetlenen doğasıdır. **Byblis** ve **Byblos**; Epaphos’un meşruiyet arayışı ve Kinyras’ın iktidar kurgusunda birer şehir olarak varlık gösterir. **Byzantion**, Byzas’ın otorite kurduğu mekansal bir başlangıçtır.
Silenos
Hadi bakalım, geçin şöyle karşıma! Minderleri düzeltin, gözlerinizi kısın da zihninizde bir yolculuğa çıkalım. Şu elimdeki asayı yere vurduğumda, yerin altındaki köklerin bile kulağını kabarttığı, o eski, tozlu ama bir o kadar da büyüleyici dünyanın kapılarını aralayalım.

Siz haritalara bakınca sadece toprak parçası mı görüyorsunuz? Ah, yaramazlar! Orada bir nehir akıyorsa, bilin ki bir gökyüzü sakini ağlamıştır; bir dağ yükseliyorsa, bir dev oraya hapsedilmiştir.

Mesela Babil mi dediniz? Ah, o görkemli Babil! Deukalion’un suları aşıp insanlığı yeniden kurduğu, Pyramus ile Thisbe’nin o hüzünlü duvar fısıldaşmalarını duvarlarında saklayan şehir... Bir de Semiramis vardır, bahçeleriyle gökyüzüne meydan okuyan, tanrıçaların bile kıskandığı o kadını unutmayın. Baktria topraklarına gitsek, orada Dionysos’un ayak izlerine rastlarsınız; üzüm bağları değil, koca bir destan kök salmıştır o topraklarda.

Gözlerinizi biraz daha batıya çevirin... Bafa Gölü’nü görüyor musunuz? O durgun suların altında Endymion’un sonsuz uykusu yatar. Ay tanrıçası Selene, her gece ona bakmaya gelir. Bir genç adamın uyuyarak ölümsüzleştiği kaç yer bilirsiniz ki? Ya şu bizim Çanakkale civarı, Bahçeleriçi tarafları? Orada Smintheus, yani Apollon, farelerin ve bereketin efendisi olarak dolaşır. Kulak verirseniz, o toprakların altında hala bir lir sesi duyabilirsiniz.

Peki ya Beşparmak Dağları? Latmos diyoruz biz ona. Taşların arasındaki her çatlakta bir efsane gizlidir. Biraz daha kuzeye, Bithynia topraklarına çıkarsanız, sert Bebrykler’in yurduyla karşılaşırsınız. Orada Amykos ile Argonaut’ların çarpışmalarının gürültüsü hala rüzgarlarla taşınır. Bazen bir denizcinin hatırası, bazen Kybele’nin dağlarda yankılanan davul sesi... Berekynthler o dağların neşeli ama hırçın çocuklarıdır.

Şimdi bir derin nefes alın, çünkü Boğaziçi’ne, yani o kadim Bosphoros’a geldik. İo’nun kaçışını, o inek kılığındaki talihsiz yolculuğunu düşünün! Suların üzerinde Hero ve Leandros’un o meşhur kandil ışığı titrer hala. Byzas’ın kurduğu o şehre, Byzantion’a bakarken, Keroessa’nın hüzünlü hatırasını anımsamadan geçmeyin.

Tenedos mu dediniz? Hani şu Bozcaada dediğiniz? Savaşın gürültüsü, o koca atın gölgesi... O adanın kayalıkları anlatır size, Akhilleus’un ne kadar öfkeli bir mızrak olduğunu. Ya Tmolos’un, yani Bozdağ’ın etekleri? Müzik tanrısının bile kendi arpasını çaldığı o yamaçlar...

Daha anlatacak çok yer var; Prusa’nın yeşilinden, Solmissos’un, yani Bülbüldağı’nın kutsal sessizliğine kadar... Her bir taş, her bir göl bir tanrının ya da bir kahramanın hatırasını taşır. Önemli olan sadece o yerin adını bilmek değil; rüzgarın size ne fısıldadığını duymaktır.

Şimdi, kadehinizde birazcık ferahlık varsa için, ama hikayeleri sadece yudumlamayın, onları içinize çekin. Bir dahaki sefere daha uzak diyarlara, Gigantların olduğu o büyük salonlara, yani o büyük müze dedikleri yerlere götürürüm sizi. Şimdi, uykunuza bir efsane bırakın da düşleriniz boş kalmasın.

nav.navigate

nav.identity

common.settings

common.language
TR EN
common.theme