Thesauros Mythology Automedon

Automedon

Automedon

Akhilleus’un sadık sürücüsü; Ksanthos ve Balios’un koruyucusu, Patroklos’un yasında ve savaş meydanında onun en vefalı yoldaşıydı. Yiğit bir seyis.

İlyada’nın anlatısı içinde Akhilleus’un savaş arabasına hükmeden figür olarak beliren Automedon, Ege adalarından kopup Troya surları önüne ulaştığında, aslında merkezi iktidarın çarklarına dahil olan bir iradeyi temsil eder. Bir hükümdarın dizginlerini elinde tutarak, ölümsüz atlar Ksanthos ve Balios’un dizginlerini çekmek, aslında efendinin otoritesine duyulan sessiz bir sadakatle mühürlenmiştir; zira hiyerarşik düzen, en sadık uygulayıcılarını kendi varlığının devamı için ödüllendirir.

Patroklos’un cansız bedeni etrafında yürütülen o çetin mücadelede, Automedon’un sergilediği cesaret, yalnızca arkadaşlık bağıyla değil, iktidarın kutsadığı bir görevin sonuna kadar sürdürülmesiyle anlam kazanır. Akhilleus’un gölgesinde, onun imtiyazlı aygıtlarını yöneten bir "vefalı" olarak kalmak, aslında tahakkümün yarattığı o görünmez düzeni ayakta tutan temel taşlardan biridir. Automedon, efendisinin gücünü savaş meydanına taşıyan, otoritenin sınırlarını çizen çizginin kusursuz uygulayıcısıdır.
Silenos
Gel bakalım evlat, şöyle yaklaş. Dizlerimin bağı çözülmüş biraz, yaşlılık işte; ama sana anlatacaklarımın hatırı, içtiğim şu bir kadeh üzüm suyundan daha kıymetlidir. Bugün sana, gürültülü savaş meydanlarının tozunu yutan ama gökyüzü sakinlerinin bile takdirini kazanan, gölgede kalmış bir kahramandan bahsedeceğim: Automedon.

Hani o meşhur Akhilleus’u bilirsin, hani öfkesiyle yeri göğü inleten o efsanevi savaşçı? İşte onun yanında, sanki Akhilleus’un bir yansıması gibi duran, o yaman sürücüydü Automedon. Ege’nin serin rüzgarlarının estiği, zeytin ağaçlarının fısıldaştığı uzak bir adadan gelmişti. Öyle saraylarda yan gelip yatmak için değil, kaderin ona çizdiği o büyük yola çıkmak için.

Biliyor musun, Akhilleus’un arabasını sürmek öyle her yiğidin harcı değildir. O arabanın önünde koşan Ksanthos ve Balios adında iki at vardı ki, sorma gitsin! Bu atlar sıradan değil, kanatlı rüzgarların evlatları gibiydiler. Hem de ölümsüzdüler! İşte Automedon, bu huysuz ve hızlı atların dizginlerini tutan tek eldi. Onların dilinden anlar, sanki kulaklarına bir sır fısıldar gibi sakinleştirirdi.

Savaş, kan ve barut kokusuyla dolduğunda herkes en önde görünmek isterdi. Ama Automedon başka bir kumaştan dokunmuştu. Akhilleus’un en vefalı dostu, can yoldaşı Patroklos düştüğünde, ortalık birbirine girmişti. Herkes bir yana kaçarken, bizim Automedon bir an bile duraksamadı. Canı pahasına, o acı dolu savaş meydanında Patroklos’un bedenini geri almak için nasıl savaştı bilsen... Kalkanı kalkan, kılıcı kılıç oldu; o an sadece bir sürücü değil, gerçek bir aslan kesildi.

Vefa nedir bilir misin çocuk? Vefa, en karanlık gününde yanında durandır. İşte Automedon, o bitmek bilmeyen savaşın ortasında, Akhilleus’un sadece arabasını sürmedi; aynı zamanda kalbindeki o büyük boşluğu da taşımaya çalıştı. Akhilleus öfkesiyle yakıp yıktığında, o sadakatiyle dengeyi buldu.

Şimdi sorarım sana; herkes kahramanın adını ezbere bilir ama o kahramanı zafere taşıyan elleri kim hatırlar? Gökyüzü sakinleri, bulutların üzerinden baktıklarında Akhilleus’un görkemini görürler belki, ama Automedon’un o dizginleri tutan nasırlı ellerindeki emeği de hep not ederler.

Hadi, gözlerini kapa ve duy: Ufukta o dörtnala koşan atların ayak seslerini ve arabayı ustalıkla yönlendiren o sadık dostun nefesini hissediyor musun? İşte kahramanlık budur; bazen elinde bir kalkanla, bazen sadece bir dostun yanına sarsılmaz bir inançla durarak yapılır.

Şimdi git, kendi yolunda hem cesur hem de vefalı ol. Ve unutma, dünya büyük kralları hatırlar ama tarih, dostuna sahip çıkanları yazar.

nav.navigate

nav.identity

common.settings

common.language
TR EN
common.theme