Thesauros Mythology Autolykos

Autolykos

Autolykos

Hermes'in oğlu, kurnaz hırsızlıkların ustası ve Odysseus'un dedesi. Yalan yere yemin etmekte eşsiz, avcı ve torununa adını veren usta bir düzenbazdır.

Autolykos, Antikleia’nın babası ve Odysseus’un dedesi olarak, tanrısal bir hiyerarşinin mülkiyet anlayışına kendi yöntemleriyle meydan okuyan bir figürdür. Hermes’ten miras aldığı, başkalarının sınırlarını ve mülkiyetini ihlal etme yeteneği, ilahi otoriteyle kurduğu alışverişin bir sonucudur; kurban edilen kuzu ve oğlakların dumanı, göksel tahakkümün sadakatini sağlayan bir rüşvet mekanizması gibidir. Homeros’un destanında hırsızlık ve yalan yere yeminle anılması, düzenin koyduğu kuralları kendi lehine esnetme becerisinin bir yansımasıdır.

Odysseus'un ismini koyan, torununu Parnesos dağlarındaki o vahşi av serüvenine dahil edip vücudunda kalıcı bir iz bırakarak onu kendi şeceresinin parçası kılan Autolykos, bu yara izi aracılığıyla kişisel tarih ile otorite arasındaki bağı sembolize eder. Amyntor’un tolgasını gasp ederek mülkiyetin kutsallığına el uzatması, Eurytos’un sürülerini eksiltmesi ya da Sisyphos ile girdiği o kurnazlık mücadelesi, onun otoriteye karşı bireysel inisiyatifin bir örneği olarak konumlandığını gösterir. Antikleia’nın soyunu Sisyphos gibi bir "düzen bozucu" ile birleştirme çabası, Odysseus’un kanında otoriteye boyun eğmeyen bir zekanın akmasını sağlama arzusudur; gerçi anlatı, bu durumu meşru bir hat içine hapsetmek için Homeros’un süzgecinden geçer. Argonaut'lar seferindeki varlığı, Herakles’e öğrettiği güreş ve çaldığı hayvanları tanınmaz kılacak şekilde dönüştürme ustalığı, kimliğin ve mülkiyetin üzerindeki devletli baskıya karşı geliştirilmiş bir tür özgürleşme pratiğidir.
Silenos
Gelin bakalım evlatlarım, şöyle biraz daha sokulun ateşin yanına. Ayaklarınızı uzatın da size şu meşhur hırsızın, o kurnaz mı kurnaz Autolykos’un hikayesini anlatayım. Hani şu bizim bilge Odysseus’un dedesi olan adam...

Autolykos, adını duymuşsunuzdur; gökyüzü sakinlerinin en hızlısı, kanatlı sandaletli Hermes’in öz oğludur. Babası ona öyle bir el çabukluğu vermiş ki, sormayın! Sanki parmaklarının ucunda minik rüzgarlar taşırdı. Dedesi Hermes, oğlunun bu "yetenekli" hallerini öyle severdi ki, Autolykos ne zaman dumanı tüten taze bir oğlak butu sunsa, ona bir güzel göz kırpar, çıktığı maceralarda önünü hep açık tutardı.

Derler ki, Autolykos bir şeyi çalmak istesin, bırakın çalmayı; eşyanın rengini, şeklini bile değiştirirdi. Çaldığı koyunları öyle bir boyardı ki, sahibi karşısında dursa "bu benimkine hiç benzemiyor" deyip başını çevirirdi. Bir keresinde Amyntor’un meşhur öküz derisinden tolgasını "ödünç" alıp, sonra torunu Odysseus’a hediye etmişti. Hani o meşhur, ucu sivri dişli yaban domuzunun vurduğu yerdeki yara izi var ya? İşte o yara, dedesinin yanına Parnesos dağlarına domuz avına gittiğinde açılmıştı. O iz, koca Odysseus’u yıllar sonra evinde tanıtan tek alamet-i farika oldu; dedesinin armağan ettiği bir avın hatırası anlayacağınız.

Ama durun, işin bir de dedikodu kısmı var! Bazıları der ki, bizim kurnaz Autolykos bir keresinde Sisyphos’un sürülerine göz dikmiş. Ama Sisyphos da az değil hani, o da en az Autolykos kadar tilki zekalı! Sürülerini geri almaya gittiğinde, Autolykos’un kızı Antikleia’yı görmüş. Rivayet o ki, Autolykos kızını Sisyphos’la evlendirmiş ki, doğacak torunu dedeleri gibi dünya aleminin en kurnaz adamı olsun. O yüzden bazıları, "Odysseus aslında Laertes’in değil, Sisyphos’un kanını taşıyor" diye fısıldar durur. Bizim kör ozan Homeros bu işe burnunu kıvırır, "yok öyle şey" der ama gelin de siz bu zeki adamlara inanmayın!

Hele bir de Herakles’e güreş öğrettiğini anlatırlar ki, sanırsınız çocukken bizzat devleri deviriyordu. Argonautlar’la denize açıldı, gemilerde herkes uyurken o yine bir şeyler çevirmenin peşindeydi.

Velhasıl, Autolykos hem çok sevilirdi hem de herkes ondan eşyalarını saklardı. Zekası, dilinin keskinliği ve o bitmek bilmez merakı... Bugün yaşasaydı, herhalde dünyanın en büyük dedektifi olurdu ya da en iyi sihirbazı. Ama o, her zaman bir gökyüzü sakininin oğlu gibi, gölgelerin içinde kalmayı tercih etti.

Hadi bakalım, gözleriniz ağırlaştı sanki. Gidin de biraz dinlenin; rüyanızda belki bir hazine bulursunuz, ama dikkat edin, dedesi Autolykos rüyanızda onları sizden "ödünç" almasın!

nav.navigate

nav.identity

common.settings

common.language
TR EN
common.theme