Thesauros Mythology Attis

Attis

Attis

Kybele’ye tutkun, onun uğruna kendini feda eden genç tanrı. Arzunun ve yeniden doğuşun simgesi, Anadolu’nun hazin kaderli figürü. Tanrıça ile bir.

Attis, Kybele’nin kutsal iktidarının gölgesinde varlık kazanan, tanrısal otoritenin mutlak tahakkümünü bedeni üzerinden tescilleyen bir figürdür. Agdistis’in dizginlenemez arzusuyla şekillenen bu yazgı, bireyin kendi özgürlüğünden feragat ederek daha yüce ve hükmedici bir iradeye eklemlenmesini temsil eder; özne, üzerinde kurulan bu ilahi irade baskısıyla kendi varlığını bir adak nesnesine dönüştürerek sistemin sürekliliğini sağlar.
Silenos
Bak şimdi minik dostum, kulaklarını iyice aç da sana Attis’in o hüzünlü ama bir o kadar da büyüleyici hikayesini anlatayım. Öyle kuru bir anlatı değil bu; içinde dağların uğultusu, gökyüzü sakinlerinin oyunları ve kadim ormanların kokusu var.

Hikayemiz, Agdistis denilen, hem güçlü hem de biraz hırçın bir varlıkla başlar. Agdistis, öyle bir kudrete sahipti ki, tanrılar bile onun yanında biraz çekingen dururlardı. Bir gün, yine böyle bir neşe ve kargaşa anında, Agdistis ile o bereketin simgesi, yüce ana tanrıça Kybele yolları kesişti. Kybele, dağların kraliçesi; etrafındaki aslanları ve doğanın tüm bereketiyle Agdistis’in dünyasında derin izler bıraktı.

İşte tam bu noktada, Attis sahneye çıkar. Attis, öyle güzeldi ki, gören bir daha bakmak isterdi; sanki sabahın ilk ışıkları yüzüne vurmuş da orada asılı kalmış gibi. Kybele, Attis’i gördüğü an, onun içindeki o saf enerjiden ve gençlikten etkilendi. Onu kendi hizmetine, o vahşi ve görkemli dağlarına yanına aldı. Artık Attis, Kybele’nin en yakın yoldaşı, belki de koruyucusu gibiydi.

Ama bilirsin, gökyüzü sakinleri arasında işler asla dümdüz ilerlemez. Agdistis, bir şekilde Attis’in bu yakınlığına ya da belki de kaderin oyunlarına dahil oldu. Bir karmaşa, bir tutku ve büyük bir savrulma yaşandı. Attis, bir anlık gafletle ya da belki de o kadim gücün baskısıyla, kendini dağların derin sessizliğine, çam ağaçlarının gölgesine bıraktı.

Kybele, onun bu haline öyle büyük bir kederle üzüldü ki, evrenin kendisi bile sustu. Düşünsene, yüce bir tanrıça, sevdiği o genç için dünyayı mateme boğuyor. Sonunda ne oldu biliyor musun? Kybele, Attis’in o solup giden güzelliğini bir çam ağacına dönüştürdü. Yani Attis, aslında hiçbir yere gitmedi; o şimdi dağların yamaçlarında, rüzgar estikçe hışırdıyan her bir çam ağacının dallarında yaşıyor.

İşte böyle... İnsan bazen en çok sevdiğinin hatırasını yaşatmak için onu toprağa, ağaca, çiçeğe dönüştürür. Şimdi git bakalım, bir çam ağacının yanına otur ve rüzgarı dinle. Belki Attis’in sana anlatacak başka sırları vardır. Ama unutma, büyüklerin dünyası bazen biraz gürültülü olsa da, doğanın sessizliği her zaman en doğru hikayeyi anlatır.

E, hadi bakalım; bardağındaki son damlayı bitir de bir daha geldiğinde sana daha ne tuhaf hikayeler anlatacağım, gör.

nav.navigate

nav.identity

common.settings

common.language
TR EN
common.theme