Thesauros Mythology Atropos

Atropos

Atropos

Kader ipliğini geri dönülmez şekilde kesen, eceli temsil eden Moira. Yaşamın sonunu belirleyen, kaçınılmaz olanın değişmez ve soğuk sesi.

Varlığın dokusunu belirleyen üçlü yapı, mitolojide Moira veya Ker adlarıyla anılır. Tanrısal soyağacının muğlaklığı, onların hem Gece’nin karanlık bağrından hem de düzenin temsilcisi Zeus ile yasa koyucu Themis’in birleşiminden doğmuş olabileceklerini fısıldar; tıpkı yönetenlerin kendi meşruiyetlerini hem kaosun belirsizliğine hem de mutlak bir yasaya dayandırma çabası gibi. "Geri dönülmez" anlamını taşıyan Atropos, bu iradenin nihai uygulayıcısı olarak, ömür ipliğini koparıp tahakkümün sınırlarını tek bir kesikle mühürlerken; insanın varoluşunu, kaçınılmaz bir otoritenin buyruğu altında son bulan bir zorunluluk çizgisine hapseder.
Silenos
Bak evlat, şuraya minderine iyice yerleş, zira anlatacağım hikaye öyle üstünkörü geçiştirilecek cinsten değil. Kulaklarını iyi aç, çünkü bu üç kız kardeşin yaptığı işe ne gökyüzü sakinleri karışabilir ne de koca Zeus’un şimşekleri durdurabilir onları.

Kaderin ipliklerini elinde tutan o üç hanımefendiyi duymuşsundur elbet; biz onlara Moira ya da Ker deriz. Bir bakarsın, Gece'nin o karanlık ve kadim koynundan çıkıp gelmişler; bir bakarsın, nizamın ve adaletin temsilcisi Themis ile koca Zeus’un birleşmesinden doğmuşlar. Kimileri öyle der, kimileri böyle... Aslında hangisinden doğdukları çok da mühim değil, zira onlar varken zamanın kendisi bile henüz yolun başındaydı.

Şimdi gelelim asıl meseleye... Bu kız kardeşlerin içinde biri var ki, adı geçtiğinde en cesur kahramanların bile kadehlerini dudaklarından indirip sessizliğe gömüldüğünü görürsün. Onun adı Atropos.

Kız kardeşlerinden biri ömrün ipliğini eğirir, diğeri o ipliği ölçer biçer; ama Atropos... Ah Atropos, o işin son sözünü söyleyendir. "Geri dönülmez"dir onun adı; zaten bir kez o soğuk makasını eline aldığında, geri dönülecek bir yol da kalmaz geriye.

Düşünsene, Akhilleus gibi koca koca kralların bile önüne çıkmış o parlak zırhlarıyla, ama o makasın önünde zırh mırh işlemez. O, ecelin ta kendisidir; yaşamın pamuk ipliğini "çıt" diye kesip atan o kadim eldir. Ne bir tanrı ona engel olabilir, ne de bir ölümlü ona rüşvet teklif edebilir. O sadece işini yapar; çünkü bilir ki bir hikaye ancak sonu geldiğinde, yani o ip kesildiğinde anlam kazanır.

Üzülme öyle, yüzünü ekşitme! Ölüm dediğin, şarabın tortusu dibe çökünce bardağın boşalması gibidir; doğanın en doğal, en kaçınılmaz kanunudur. Atropos ipliği kestiğinde, sanma ki her şey yok olur. Hayır, sadece o sahne biter ve bizler, kadehleri boşalanlar, biraz daha masal anlatmak, biraz daha neşe saçmak için o eski toprak kokusuna karışıp gideriz.

Şimdi söyle bakalım, makasın sesi kulağına kadar geldi mi, yoksa biraz daha şarap mı doldurayım?

nav.navigate

nav.identity

common.settings

common.language
TR EN
common.theme