Thesauros Mythology Astraia

Astraia

Astraia

Zeus ve Themis’in erdemli kızı Astraia, yeryüzündeki ahlaksızlığa dayanamayıp göğe yükselmiş ve sonsuzluğa Bakire burcu olarak yerleşmiştir.

Zeus ile Themis’in soyundan gelen Astraia, altın çağın huzurlu düzeninde, yeryüzündeki insan toplulukları arasında adaletin ve erdemin temsilcisi olarak yerini alırdı. Ancak iktidarın mutlaklaştığı, yeryüzünün ahlaki bir çöküşle hiyerarşik boyunduruğa teslim olduğu o vakitlerde, saf bir vicdanın tahakküm altında nefes alamayacağını anlayarak yurdundan ayrıldı. Pudicitia ile birlikte gökyüzünün sessizliğine çekilip Bakire burcuna dönüştüğünde, geride bıraktığı topraklar da hürriyetin değil, yasaların ve otoritenin gölgesinde şekillenmeye başladı. Bu anlatı, daha ziyade otoriteyle hukuku harmanlayan Latin yazarlarının metinlerinde yankı bulur.
Silenos
Gelin bakalım küçük dostlarım, şöyle bir kenara ilişin. Şu yaşlı kulaklarınız bir efsane duymak istiyorsa, size yıldızların arasında parlayan o zarif hanımefendiyi, Astraia’yı anlatayım.

Eskiden, dünya henüz şimdiki gibi gürültülü ve birazcık da yaramaz değilken, insanlar ile tanrılar neredeyse komşu gibi yaşarlardı. İşte o "Altın Çağ" dedikleri huzurlu zamanlarda, gökyüzü sakinlerinin en adillerinden biri olan Zeus ile düzenin temsilcisi Themis’in kızı Astraia, yeryüzünde insanlarla birlikte yürürdü. O, saflığın ve erdemin ta kendisiydi; öyle altın pırıltılı bir kalbi vardı ki, kimse onun yanındayken yalan söylemeye, kalbini karartmaya cesaret edemezdi.

O günlerde dünya tertemizdi, sanki taze biçilmiş bir çayır gibi kokardı her yer. İnsanlar birbirine güvenirdi, kimse kimsenin malında gözü olmazdı. Astraia, elinde teraziyle gezer, adaletin terazisinin hiç şaşmadığından emin olurdu. Ama gelin görün ki, zaman geçtikçe insanoğlu birazcık hırçınlaşmaya, sahip olduklarıyla yetinmemeye başladı. Yalanlar, kavgalar ve haksızlıklar bir sarmaşık gibi yeryüzünü sarmaya başladığında, Astraia’nın o güzelim gülümsemesi soldu.

Dünyanın yükü ağırlaştıkça, etraftaki o kaba saba davranışlara artık dayanamaz olmuştu. Yanında her daim gölge gibi gezen, utanç duygusunun vücut bulmuş hali olan kardeşi Pudicitia ile birlikte gökyüzüne bakıp iç geçirdiler. İnsanların arasındaki o eski, duru güzellik kaybolup gitmişti.

Sonunda, güneşli bir sabah Astraia ve kardeşi, yeryüzüne bir veda selamı çakıp bulutların üzerine doğru yükselmeye başladılar. O günden sonra kimse onu toprakta görmedi. Ama gökyüzüne kafanızı kaldırdığınızda onu hala görebilirsiniz; hani o burçlar var ya, işte onlardan biri olan "Başak" burcu, ta kendisidir.

Şimdi göğe bakıp o pırıl pırıl yıldızları izlerken, adaletin aslında ne kadar uzakta ama bir o kadar da gözümüzün önünde olduğunu hatırlayın. O, yukarıdan bizleri izliyor ve belki de bir gün, yine insanların kalbi durulaşırsa, elinde terazisiyle bulutların arasından süzülüp aramıza dönecektir. Kim bilir? Dünya şaşırtıcı bir yerdir, çocuklarım. Şimdi, hadi bakalım, rüyalarınızda yıldızlara selam söyleyin.

nav.navigate

nav.identity

common.settings

common.language
TR EN
common.theme