Thesauros Mythology Asterie

Asterie

Asterie

Zeus'tan kaçmak için bıldırcına dönüşüp denize atlayan Titan kızı Asterie, sulara gömülerek kutsal Delos adasının kayalıklarına hayat vermiştir.

Koios ile Phoibe soyunun bir meyvesi olan Asterie, Perses ile kurduğu düzene rağmen, tanrısal hiyerarşinin sınır tanımaz arzularının hedefi haline gelir. Zeus’un sahip olma arzusuyla başlattığı takipten kurtulmak için bir bıldırcına dönüşerek kaçışını sürdüren Asterie, kaçınılmaz otorite baskısına boyun eğmek yerine kendini uçsuz bucaksız sulara bırakmayı seçer. Bu direniş, onu bir kaya kütlesine, yani bir adaya dönüştürerek statükonun fiziksel bir parçası haline getirir. Yunancada bıldırcın karşılığı olan *ortyks* kelimesinden türetilen Ortygia ismi, özgürlüğün bir savunma mekanizması olarak büründüğü bu coğrafyayı tanımlar. Sonraları kız kardeşi Leto’nun Apollon ve Artemis’i dünyaya getirdiği bu ada, yaygın kanıya göre, ilahi iktidarın yeni merkezlerinden biri kabul edilen Delos’un kadim ismidir; sanki her kaçış, egemen gücün bir başka toprakta yeni bir düzen kurmasına zemin hazırlar. Hekate’nin annesi olarak taşıdığı köken, bu mitolojik dokunun sarsılmaz halkasını oluşturur.
Silenos
Bakın hele, gözlerinizdeki o merak pırıltısı ne güzel! Yaklaşın bakalım, ateşin etrafına dizilin. Bugün size, gökyüzünün yüksek katlarında değil, okyanusun serin sularında saklanan bir yıldızın hikayesini anlatacağım: Asterie.

İsimleri biraz karıştırabilirsiniz, o yüzden anlatayım: Koios ve Phoibe denilen iki kadim Titan’ın kızıydı bu güzel Asterie. Gökyüzü sakinlerinin dünyasında güzellik bazen insanın başına bela açabilir, hele bir de şimşeklerin efendisi Zeus gözünü dikmişse... Zeus, Asterie’yi görmüş ve ona sırılsıklam vurulmuş. Tabii bizim kız, gökyüzü sakinlerinin başındaki bu "bir dediği iki edilmez" tavırlarından pek hoşlanmıyor. Başlamışlar bir kovalamacaya; Zeus kovalıyor, Asterie kaçıyor!

Siz hiç bıldırcın gördünüz mü? Öyle ürkek, öyle hızlı hareket ederler ki... Asterie de çareyi bu küçücük, marifetli kuşa dönüşmekte bulmuş. Kanat çırpmış, gökyüzünde bir o yana bir bu yana süzülmüş. Ama Zeus bu, pes eder mi? En sonunda Asterie bakmış olacak gibi değil, "En iyisi okyanusun derin sessizliğine gömülmek," demiş ve kendini denizin köpüklü sularına bırakıvermiş.

İşte tam o an, mucizevi bir şey olmuş! Asterie suya değer değmez taşlaşmaya, büyümeye ve yavaş yavaş yükselmeye başlamış. Suların ortasında yemyeşil, kayalık bir adaya dönüşmüş. Yunancada bıldırcına "ortyx" derler, işte bu yüzden o adaya da "Ortygia" demişler.

Yıllar geçmiş, dalgalar kıyılarını dövmüş ama Asterie artık sarsılmaz bir ada olmuş. Derken bir gün, Asterie’nin kız kardeşi Leto, o meşhur gökyüzü sakinleri Apollon ile Artemis’i dünyaya getireceği zaman bu huzurlu adaya sığınmış. Bazı bilge kişiler, işte o Ortygia adasının, sonradan Delos ismini alan yer olduğunu fısıldar dururlar.

Yani demem o ki çocuklar; bazen bir kovalayıştan kurtulmanın yolu, özgürlüğünü seçip kendi adanı kurmaktır. Asterie, Zeus'un sarayında bir köle olmaktansa, okyanusun ortasında serin bir kaya olmayı seçti. Hekate gibi kudretli bir kız çocuğu dünyaya getirdi, kendi krallığını kurdu.

Şimdi, kadehimdeki son yudumu da onun onuruna, suların sessizliğine gönderiyorum. Hadi bakalım, başka bir gün başka bir yıldızın hikayesinde görüşürüz. Gözlerinizi kapatın da, denizin o meşhur bıldırcın adasından gelen uğultusunu bir dinleyin hele...

nav.navigate

nav.identity

common.settings

common.language
TR EN
common.theme