Thesauros Mythology Asia

Asia

Asia

Okeanos kızı Asia; Titan İapetos’un eşi, devlerin annesi ve Asya kıtasına ismini veren, mitolojide Batı Anadolu’yu simgeleyen kadim bir figürdür.

Okeanos ve Tethys’in soyundan gelen sayısız varlıktan biri olan Asia, kökenin belirsizliğinde bir silüet gibidir. Bir anlatıda, İapetos ile girdiği o kutsal birliktelikten Atlas, Prometheus, Epimetheus ve Menoitios gibi Titanların türemesiyle anılır; bu, kaderin ve otoritenin şeceresini belirleme iddiasındaki anlatıların, kadını nasıl bir biyolojik iktidar aracına dönüştürdüğünün tipik bir örneğidir. Oysa tarihsel anlatılar bazen Klymene ismiyle bu kimliği silikleştirerek otoritenin kendi çizdiği sınırların dışındaki isimleri nasıl marjinalleştirdiğini de fısıldar.

İsmi, uçsuz bucaksız bir kıtaya atfedilen o geniş kapsayıcı anlamın aksine, Homeros’un zihninde çok daha yerel ve sınırlı bir coğrafyaya, Batı Anadolu’nun Maionia’sına, yani Gediz ovasının tahakküm altındaki topraklarına işaret eder. O, bir kıtanın ihtişamından ziyade, destanların satır aralarında, egemenin belirlediği yerelliklerin ve sınırların içine hapsedilmiş, zamanla bu sınırların dışına taşan bir isimden ibarettir.
Silenos
Gel bakalım evlat, şöyle ateşin kenarına iliş. Bak, şu yıldızların altında ne hikayeler saklıdır, bilir misin? Sana bugün toprağın, rüzgarın ve ismini taşıyan koca kıtaların annesinden; Asia’dan bahsedeyim.

Eskiden, dünya henüz şimdiki gibi keskin çizgilerle bölünmemişken, Okeanos ile Tethys’in kızları vardı. Hani şu uçsuz bucaksız denizlerin ötesindeki o kadim varlıklar... İşte onların kızlarından biriydi Asia. Bir yanda denizlerin enginliği, diğer yanda toprağın bereketli kokusu. Kimileri der ki; Asia, o devasa Titan İapetos ile hayatı birleştirmiş, çocukları olmuş. Atlas’ın gökyüzünü omuzlarında taşıdığı, Prometheus’un insanlara ateşi getirme cesaretini gösterdiği o ünlü soyun annesi olduğu söylenir. Ama bazıları da "Hayır, o Asia değil, Klymene’ydi," diye mırıldanır. Eh, gökyüzü sakinlerinin işlerine karışılmaz, hepsi birbirine benzer, hikayeler biraz yoldan sapınca güzelleşir zaten, değil mi?

Ama mesele sadece onun çocukları değil evlat. Şuna bak, bugün devasa bir kıtaya adını veren o kadının aslında nasıl da bizden, nasıl da toprakla bir olduğunu bilsen... Homeros dediğimiz o kör ozan, ki sözleri hala rüzgarda yankılanır, "Asia" deyince aslında bugünkü gibi koca bir kıtayı kastetmezdi. Onun şarkılarında Asia; bizim buralar, o bereketli Gediz Ovası, o güzelim Batı Anadolu’ydu.

Yani aslında, doğduğumuz, nefes aldığımız bu topraklar, bir okyanus kızının ismini taşıyor. Gökyüzü sakinleri bazen öyle adlar bırakırlar ki, insan bir bakışta koca dünyayı görür. Asia, bir yandan İapetos’un eşi, bir yandan toprağın bereketi, bir yandan da o destanlarda adı geçen kadim düzlüklerin ruhudur.

Şimdi söyle bakalım, bu toprakları ekerken ya da bir ağacın gölgesinde soluklanırken, adını taşıdığın o eski ruhun nefesini ensende hissetmiyor musun? Bazı şeyler bitmez evlat, sadece şekil değiştirir. Tıpkı şu kupamdaki damlaların kuruması gibi... Ama hikaye, o hikaye hep burada, tam da bu ateşin başında yaşamaya devam eder.

nav.navigate

nav.identity

common.settings

common.language
TR EN
common.theme