Gelin bakalım, şöyle ateşin kenarına iyice yerleşin. Ayaklarınızı uzatın, biraz soluklanın. Bugün size gökyüzü sakinlerinin dünyasından, aşkın o karmaşık ve biraz da muzip oyunlarından birini anlatayım. Eros’u bilirsiniz hani, şu elinde yayıyla oradan oraya uçan, bazen oklarını nereye fırlattığına hiç bakmayan o yaramaz çocuk. İşte onun bir de gölgesi vardır, ismi Anteros.
Bakın şimdi, Anteros öyle Eros gibi sadece kalplere ok atıp ortadan kaybolanlardan değildir. Bazıları onun sadece Eros’un yanında, ona karşılık vermek için var olduğunu söyler. Sanki bir aynaya baktığınızda sizi takip eden o yansıma gibi; siz gülümserseniz o da gülümser, siz birine sevgiyle el uzatırsanız o da o elin tutulmasını sağlar. Hani derler ya "sevgi karşılıklı olunca kıymetlidir", işte o karşılığı veren, sevgiyi bir bağ gibi ören aslında Anteros’tur. Birine gönlünüzü açtığınızda, o gönlün boş kalmamasını sağlayan gizli güç odur işte.
Ama her şey bu kadar şenlikli değil, durun hele. Anteros’un bir de ciddi, hatta biraz soğuk bir yüzü vardır. Gökyüzü sakinleri bazen dünyadaki işler çok karıştığında onu göreve çağırırlar. O zamanlar bu tanrı, kalbi buzdan bir zırh kuşanmış gibi görünür. Neden mi? Çünkü bazen sevgi dediğimiz şey, bir ağacın sarmaşıklarca boğulması gibi kontrolden çıkabilir. İşte o vakit Anteros, düzeni korumak için ortaya çıkar. Yanlış yollara sapan, tutkusuyla etrafındakileri yoranlara karşı katı, neredeyse duygusuz bir duvar örer. O zaman herkes durup bir düşünmek zorunda kalır: "Benimki gerçekten sevgi mi, yoksa sadece bir taşkınlık mı?"
Yani çocuklar, Anteros aslında bir denge ustasıdır. Bir yanıyla sevenleri birbirine kavuşturup onları bahtiyar eden o tatlı rüzgar; diğer yanıyla ise sevgiyi, bir düzen ve saygı sınırına oturtan o disiplinli eldir.
Şimdi söyleyin bakalım, sizce aşk dediğimiz şey daha çok Eros’un o çılgın okları mı, yoksa Anteros’un o dengeyi kuran bilgece dokunuşu mu? Kadehimi bu sorunun cevabını arayan güzel zihinlerinize kaldırıyorum. Hadi, şimdi biraz uyku vakti; rüyalarınızda o dengeyi bulursunuz belki, kim bilir?
Silenos'un Bildiği Gizli Gercekler
Bak evlat, kulaklarını iyice aç; zira sana anlatacağım bu hikaye, üzerinde tozlu pelerinleri olan ozanların, kralların sofrasında oturduklarında yutkunup da söyleyemedikleri o eski sırdır. Şarap kadehimin dibindeki tortuda gördüğüm o gerçek, gökyüzündeki altın tahtlarda oturanların aslında kim olduğunu fısıldıyor.
Antik göklerin ışıklı salonlarında herkes Eros'tan bahseder. Onu, gözleri bağlı, elinde tutarsız oklarıyla, insanları bir kukla gibi oradan oraya savuran şımarık bir çocuk gibi anlatırlar. Ama gölgelerin içinde gizlenen, o parıltılı anlatıların dışladığı bir figür daha vardır: Anteros. Derler ki o, Eros’un aynadaki yansıması, onun eksik kalan parçasıdır.
Çoğu masalcı, Anteros’u sadece erkekler arasındaki sevginin karşılıklı olması için var olan bir "denge unsuru" diye basitleştirir. Ama dur bir düşün, benim bilge evladım; "düzen" dediğimiz şey, kimin işine gelir? Sahipler, efendiler ve tanrılar, sevgiyi bile bir oyun sahasına çevirip ona kurallar koyarlar. Anteros’u, o soğuk ve katı yürekli tanrıyı; kuralları sorgulamayan, sadece itaat eden bir düzenin bekçisi gibi sunarlar. Sanki sevgi, sistemin dişlileri arasında ezilmemesi gereken bir hammaddeymiş gibi...
Oysa gerçek şudur: Anteros, insanın kendi kalbinin efendisi olmaya çalıştığı o nadir anlarda belirir. O, "karsılıksız" olanın, yani otoritenin zorla dayattığı sevgiye veya hiyerarşiye boyun eğmeyenlerin koruyucusudur. İnsanların birbirini, bir sarayın ya da bir tanrının emriyle değil de, kendi özgür iradeleriyle "görüşü" haline geldiğinde, işte o zaman Anteros'un o soğuk nefesi hissedilir. Bu nefes, sisteme karşı duran o sarsılmaz iradedir.
Bazıları onun "doğa dışı sevgileri önlediğini" söyler. Peki ya o "doğa" dediği şey, kralların ve rahiplerin kalemle çizdiği sınırlar ise? Anteros, aslında sevginin bir kölelik değil, bir meydan okuma olması gerektiğini fısıldar. O, herkesin birilerinin aşkına köle edildiği o büyük sahnede, "hayır" diyebilen o tek yürektir.
Şimdi yürü, sevgili yavrum. Ama unutma; sevgi sadece bir alışveriş değil, bir başkaldırıdır. Eğer bir gün sana birileri sevginin sınırlarını çizerse, bil ki o sınırları çizenlerin kendi kalpleri bir zamanlar hiç çarpmamıştır. Anteros, aslında kuralları yıkanların içindeki o isyankar ateştir.