Thesauros Mythology Androklos

Androklos

Androklos

Kahinin müjdesiyle bir yaban domuzu avlayan Androklos, o korulukta Ephesos şehrinin temellerini atarak İon göçmenlerine yeni bir yurt kurmuştur.

Atina Kralı Kodros’un soyundan gelen Androklos, tahakkümün meşruiyetini tanrısal buyruklara dayandıran bir iradenin temsilcisi olarak, yerli halklar olan Leleg ve Karyalıları kendi yurtlarından süren İon göçmenlerine öncülük etmiştir. Samos adasını ele geçirerek genişlettiği bu egemenlik alanı, kaderin cilvesi gibi sunulan bir kurguyla perçinlenmiştir: Tanrı sözcüsünün işaret ettiği "yaban domuzu" kehaneti, aslında ele geçirilecek toprağın belirlenmesine dair bir fetihtir. Bir gece ormanda kızartılan balıktan sıçrayan kıvılcımın neden olduğu tesadüfi yangınla ürken yaban domuzu, Androklos’un kılıcıyla son nefesini verdiğinde, bu kanlı vaka bir yerleşim yerinin temelini atan ilahi bir onay gibi yorumlanmıştır. Böylece Ephesos, orman içindeki o korulukta, bir avcının hayvana yönelik hükmü ve toprağın yerli sakinlerinden koparılıp yeniden biçimlendirilmesiyle kurulan bir iktidar nişanesi olarak yükselmiştir.
Silenos
Bak bakalım evlat, şu nasırlı ellerimle işaret ettiğim uzak kıyılara... Bir zamanlar, Atina kralı Kodros’un oğlu Androklos diye bir yiğit vardı. Öyle masa başında oturup emir veren krallardan değildi o; denizin tuzunu saçlarında, rüzgarın sesini yüreğinde taşıyan, yerinde duramayan bir kaşifti.

Genç Androklos, yanında bir avuç İon halkıyla yeni bir yurt arıyordu. Nereye yerleşeceklerini, kaderin onlara nerede "dur" diyeceğini merak edip bir biliciye, yani gökyüzü sakinlerinin fısıltılarını duyabilen o yaşlı kahinlere danışmışlar. Bilici onlara demiş ki: "Bir balık ve bir yaban domuzu size şehrinizin yerini gösterecek."

Eee, ne saçma değil mi? Bir balık nasıl yol gösterir insana? Ama kaderin oyunları bazen insanın aklına sığmayacak kadar şaşırtıcı olur. Bir gece, İon göçmenleri bir sahil kıyısında kamp kurmuş, ateşin başında biraz taze balık kızartıyorlardı. Tam o sırada, tavadaki balıklardan biri hop diye sıçrayıp kızgın közlerin üzerine düşüverdi. Balığın sıçramasıyla etrafa saçılan kıvılcımlar, hemen yan taraftaki gür koruluğu tutuşturdu.

İşte tam o telaşın içinde, ateşin hararetiyle ürken kocaman bir yaban domuzu, ağaçların arasından hırsla fırlayıp kaçmaya başladı. Androklos, o an o kıvılcımları, o şaşkın hayvanı ve o sarsılmaz cesareti görünce durumu çakıverdi. "İşte!" diye haykırdı, "Kaderin bizi çağırdığı yer burası!"

Kılıcını çektiği gibi hayvana yetişti ve onu oracıkta avladı. O topraklar artık kutsal bir yuva olacaktı. İşte o gün, o koruluğun gölgesinde, bugün bile hala sütunları zamana meydan okuyan güzelim Efes şehri kuruldu. Androklos, sadece yeni bir yurt inşa etmedi, Sisam adasını da o mahir elleriyle zapt etti.

Anlayacağın dostum, bazen hayat seni hiç beklemediğin bir anda, sadece kızgın bir balığın sıçramasıyla bambaşka bir kadere savurabilir. Önemli olan, o anı fark edip kılıcını (ya da kendi nasibini) doğru yere sallayabilmek. Şimdi, şu kadehin dibindeki son birkaç yudumu da toprağa, bu toprakların kurucularının anısına dökelim. Ne dersin?

nav.navigate

nav.identity

common.settings

common.language
TR EN
common.theme