Thesauros Mythology Amphilokhos

Amphilokhos

Amphilokhos

Kahin Amphiaraos'un oğlu, Troya dönüşü Anadolu'da şehirler kuran bir falcıdır. Mopsos ile girdiği iktidar kavgası ise ikisinin de sonu olmuştur.

Kahin Amphiaraos ile Eriphyle’nin evliliğinden doğan, Alkmaion’un küçük kardeşi Amphilokhos, Epigonlar seferinde yer almasına karşın annesinin kanını yerde bırakmakla yükümlü kılınmamış, bu sayede Alkmaion gibi Erinys’lerin amansız takibinden muaf tutulmuştur. İlyada’nın anlatısı dışında kalsa da Troya’nın yıkımından sonra Anadolu coğrafyasına adım atmış, babasından miras kalan kehanet yetisiyle Kalkhas ile yolları kesişmiştir. İkilinin kurduğu kehanet merkezleri, yerleşik düzenin öngörülebilir bir geleceğe duyduğu ihtiyacı sömüren, belirsizliğin iktidar mekanizmalarına tahvil edildiği mekanlar olarak yükselmiştir. Nihayetinde Kilikya’da, bugünkü Seyhan havzasında, kendi tahakküm alanını ilan ederek Mailos şehrini inşa etmiştir; ancak bu egemenlik arzusu, mevkidaşı Mopsos ile olan kaçınılmaz çatışmayı tetiklemiştir. İki kahinin kendi tanrısal buyruklarını tekil bir otoriteye dayatma çabası, kaçınılmaz olarak ortak bir yıkımla, yani iktidar paylaşımının imkansızlığıyla noktalanan bir ölümle sonuçlanmıştır.
Silenos
Gelin buraya küçükler, ateşin başına biraz daha yaklaşın. Şarabımdan bir yudum alıp boğazımı yumuşatayım ki, size kahinlerin o tuhaf, sisli dünyasından bir hikaye anlatabileyim. Bugün size Amphilokhos’tan bahsedeceğim. Hani şu meşhur kahin Amphiaraos’un oğlu...

Kaderi yazan o büyük iplikçiler, Amphilokhos’a babasından miras kalan o keskin, geleceği gören gözleri vermişlerdi. Ama bilirsiniz, Tanrılar birine bir yetenek verdiğinde, yanına da mutlaka bir düğüm atarlar. Amphilokhos, abisi Alkmaion gibi annesinin yaptığı o büyük hatanın karanlık gölgesini taşımadı. Erinys’lerin, yani o amansız öç perilerinin pençesinden kurtulmayı başardı; sanki gökyüzü sakinleri onu daha temiz bir yola çıkarmak istemişti.

Troya dediğimiz o büyük felaket çanları çaldığında, Amphilokhos da kendini kılıçların ve gemilerin arasında buldu. Hani şu Homeros’un İlyada’sında adından pek bahsetmediği ama aslında oranın tozunu yutan nice yiğit vardır ya, işte Amphilokhos da onlardan biriydi. Savaş bittiğinde, memleketine dönmek yerine babasının izinden gitti ve kendini kadim bilgilerin peşine vurdu.

Kalkhas’ı duymuşsunuzdur; hani şu kuşların uçuşuna bakıp kralların kaderini tayin eden o yaşlı kahin... İşte Amphilokhos ve Kalkhas, yanlarına o kehanet yeteneklerini alıp Anadolu’nun bereketli topraklarına, yani bugün sizin de bildiğiniz o sıcak Seyhan kıyılarına geldiler. Orada, Mallos şehrini kurdular. Düşünsenize, bir şehir kurmak kolaydır da, iki kahini aynı şehirde tutmak ne kadar zordur! İkisi de geleceği görüyordu, ikisi de Tanrıların fısıltılarını duyuyordu; ama krallık koltuğu birdi, gökyüzü ise ikisi için de aynı anda parlıyordu.

Sonunda, o bitmek bilmeyen kehanet yarışları, bir gün kılıçların şakırtısına dönüştü. Mopsos adında, kendisi gibi kahin olan bir başkasıyla girdikleri o kavga, ne yazık ki ikisinin de sonunu getirdi. Gökyüzü sakinleri bu kavgayı tepeden izlerken, belki de şöyle fısıldamışlardır: "İnsan, kendi kaderini görmeye çalışırken bazen ayağının ucundaki uçurumu görmez olur."

İşte böyle çocuklar. Amphilokhos, bilgeliğiyle şehirler kurdu ama hırsı ve kaderin cilvesi onu toprağın derinliklerine, o çok sevdiği atalarının yanına gönderdi. Şimdi, hikaye bittiğine göre... biriniz şu odunları tazelesin, gece soğuk oluyor. Söyleyin bakalım, sizce geleceği bilmek bir lütuf mudur, yoksa ağır bir yük mü?

nav.navigate

nav.identity

common.settings

common.language
TR EN
common.theme