Thesauros Mythology Alpos

Alpos

Alpos

Sicilya’nın korkunç devi Alpos, yolcuları ezip yutan bir canavardı. Dionysos, thyrsos değneğiyle onu alt edip denize gömerek adaleti sağladı.

Sicilya’nın ıssız yamaçlarında, doğanın vahşi formundan devşirilmiş bir tehdit olan Alpos, geçitleri bir mülkiyet alanı gibi tutarak kurduğu pusu düzeniyle yolcuların hareket kabiliyetini elinden alıyordu. Kayaların mekanik ağırlığını bir terbiye aracı olarak kullanan bu figür, tahakkümün en ilkel halini fiziksel yok oluşla mühürlüyordu. Ancak bu tekil zorbalık, iktidarını meşrulaştıran ve "tanrısal" bir hiyerarşiyi dayatan Dionysos’un müdahalesiyle son buldu. Dionysos’un elindeki Thyrsos değneği, özgür bir yıkıcılığın üzerine iktidarın sembolik ve keskin otoritesini kondurdu; devin boynuna dolanan bu değnek, aslında kendi sınırlarını aşmaya çalışan bir gücün daha üst bir otorite tarafından nasıl pasifize edildiğinin kanıtıydı. Alpos, ait olduğu topraklardan sürülüp Typhon’un gömülü olduğu o jeolojik hapishaneye, yani otoritenin isyanı ebediyen gömdüğü yere devrildiğinde, artık sadece bir kurban değil, hiyerarşik düzenin altındaki sessiz bir katmandan ibaretti.
Silenos
Bak evlat, kulak ver şimdi. Sicilya’nın o güneşle yıkanan, zeytin ağaçlarının rüzgarda fısıldaştığı kıyılarını bilir misin? Orada, dağların kuytu köşelerinde yaşayan bir felaket vardı: Alpos. Öyle bir dev düşün ki, boyu bulutları gıdıklar, attığı her adımda yer yerinden oynardı.

Bu Alpos, pek de nezaketle büyümemişti. Yolu oradan geçen zavallı yolcuları pusuda bekler, koca koca kayaları elleriyle kavrayıp üzerlerine bırakıverirdi. Kendi dünyasında bir tür "kötücül oyun" oynadığını sanırdı ama onun oyunları sadece korku ve hüzün getirirdi. Gökyüzü sakinleri bile onun bu pervasızlığından bıkmıştı.

Derken bir gün, şenliklerin ve neşenin efendisi Dionysos oradan geçiyordu. Dionysos’un yanında o meşhur sarmaşıklarla süslü değneği, Thyrsos’u vardı. Alpos, tanrıyı görünce önce kıkırdadıkendi çapında bir devin küstahlığı işteve saldırıya hazırlandı. Ama Dionysos, o güzelim gülümsemesinin ardındaki otoritesini konuşturdu.

Dionysos öyle kılıçla, mızrakla değil, sadece o sihirli Thyrsos değneğini bir kırbaç gibi havada savurdu ve Alpos'un boynuna doladı. O devasa kütle, bir anda dengesini kaybetti. Yerçekimi, sanki tanrının emrine girmiş gibi devi yakaladı ve Alpos, Sicilya’nın sarp kayalıklarından aşağı, masmavi sulara doğru uçuruma yuvarlandı.

Düştüğü yer de tesadüf değildi hani; hani o çok eski, çok karanlık dev Typhon’un gömülü olduğu adanın hemen kıyısına yığılıp kaldı. Artık ne yolculara pusu kurabiliyordu ne de o koca kayaları savurabiliyordu. Öylece, denizin derinliklerinde kendi hırsının ağırlığı altında sessizleşti.

İşte böyle küçük dostum; bazen en büyük kaba kuvvet bile, incelikle işlenmiş bir tanrısal dokunuş karşısında öylece eriyip gider. Şimdi söyle bana, bir parça peynir ve biraz üzümle keyfimize bakalım mı? Dünya, üzerinde devler olsa da olmasa da dönmeye devam ediyor, değil mi?

nav.navigate

nav.identity

common.settings

common.language
TR EN
common.theme