Thesauros Mythology Aloeusoğulları

Aloeusoğulları

Aloeusoğulları

Poseidon’un dev oğulları Otos ve Ephialtes, göklere tırmanıp tanrılara meydan okumaya kalktılar. Kibirlilerinin bedelini Hades’te sonsuza dek ödediler.

İphimedeia’nın, denizlerin efendisi Poseidon’un otoritesine duyduğu hayranlık ve ona sunduğu bedensel adak, Aloeus’un yasal soy ağacının sınırlarını aşan bir iktidar denemesine evrildi. Otos ve Ephialtes, deniz tanrısının genetik mirasını taşıyan bu devasa varlıklar, doğanın onlara çizdiği ontolojik sınırları, yani kendi ölçülerini birer birer reddettiler. Büyümeleri, sadece biyolojik bir süreç değil, mekanı ve düzeni kendi arzuları doğrultusunda yeniden şekillendirme hırsıydı.

Bu devler, Olimpos’un hiyerarşik düzenine karşı, yeryüzünü gökyüzüne bağlayan dikey bir tahakküm kurmayı; Ossa ve Pelion dağlarını birer basamak gibi üst üste dizerek tanrısal iktidarın dokunulmazlığını sarsmayı amaçladılar. Sadece mekanı değil, tanrısal mülkiyetin parçası sayılan Hera ve Artemis’e el uzatma tasarıları, egemen güçlerin tekelindeki arzuyu gasp etme girişimiydi. Homeros’un İlyada’sında betimlediği gibi, savaşın simgesi Ares’i tunç bir küpün hapsine mahkum etmeleri, göğün düzenini kuranların kendi silahlarıyla mağlup edilebileceğini gösteren bir başkaldırıydı.

Ancak iktidar, kendi düzenini tehdit eden bu düzensizliği, yani anarşiyi bertaraf etmek için acımasızca harekete geçti. Tanrısal mutlakiyet, Zeus’un yıldırımı ya da Apollon’un oklarıyla bu “hata”yı ortadan kaldırdı. Cezaları, ölümle de son bulmadı; Hades’in karanlığında, yılanlarla sarmalanmış bir sütuna mahkum edildiler. Bitmek bilmeyen bir baykuş ötüşünün işkencesi, aslında egemenliğin kendisine karşı gelenlere sunduğu nihai disiplin yöntemiydi: sonsuza dek süren bir sessizlik ve boyun eğiş.
Silenos
Gel bakalım şöyle yanıma, biraz soluklan. Hele bir bak, şu karşıdaki dağların heybetine... İnsan bazen sınırını unutuyor, kendini dünyanın hakimi sanıyor. İşte sana, göklere kafa tutan iki hırçın devin, yani Aloeusoğulları’nın hikayesi.

İphimedeia adında bir kadın vardı, gözü denizden başka bir şey görmezdi. Her gün kumsala iner, avuçladığı tuzlu suları göğsüne serper, o uçsuz bucaksız dalgaların efendisi Poseidon’a seslenirdi. Dileği kabul oldu; dünyaya gelen iki oğlu, Otos ve Ephialtes, daha kundaktayken bile sıradan çocuklara hiç benzemiyordu. İnsan babaları Aloeus olsa da, damarlarında akan o çalkantılı deniz kanı, onları akıl almaz bir hızla büyütüyordu. Her yıl bir karış enine, bir kulaç da boyuna serpilip gidiyorlardı.

Bu iki dev, dokuz yaşına bastıklarında akıllarına öyle bir fikir düşürdüler ki, yer yerinden oynadı. Dediler ki: "Biz artık gökyüzü sakinlerine boyun eğmeyeceğiz!" Akıllarınca Olympos’u devirecekler, Ossa Dağı’nı alıp Olympos’un üzerine koyacaklar, yetmezmiş gibi Pelion’u da en tepeye oturtup bir merdiven yapacaklardı. Denizleri kurutup karayı denize çevirecek, Hera ile Artemis gibi tanrıçaları kendi saraylarına hapsedeceklerdi. Çocuk aklı işte, büyüklük sarhoşluğu insana neler yaptırıyor, bir bilsen...

Hele o savaş tanrısı Ares’e yaptıkları! O devasa cüsseleriyle Ares’i kıskıvrak yakalayıp tunç bir küpün içine tıktılar. Tam on üç ay, o koca savaşçı, tunç bir kabın içinde gün ışığına hasret kaldı. En sonunda yollarını gözleyen haberci Hermes, Ares’i o küpten çekip çıkardığında, tanrı artık savaşmaktan yorgun düşmüş, bir deri bir kemik kalmıştı.

Gökyüzü sakinleri bu arsızlığa daha fazla göz yumabilir miydi hiç? Kimine göre Zeus’un yıldırımları indi başlarına, kimine göre Apollon’un şaşmaz okları... Ama bu işin sonu hiç iyi bitmedi. Ölümlerinden sonra bile rahat yüzü görmediler. Hades’in o karanlık ülkesinde, bir sütuna yılanlarla bağlanmış halde, hiç susmayan bir baykuşun "huu, huu" diyen yakarışlarını dinlemeye mahkum edildiler.

Görüyor musun evlat? İnsan bazen gökyüzüne ulaşmak isterken, aslında kendi çukurunu kazıyor. Kibir, şarabın tortusu gibidir; içeni değil, sadece bardağı kirletir. Şimdi git, biraz huzurla uyu; yarın güneş tekrar doğduğunda sınırlarını bilerek uyanırsın.

nav.navigate

nav.identity

common.settings

common.language
TR EN
common.theme