Thesauros Mythology Alkyoneus

Alkyoneus

Alkyoneus

Alkyoneus, doğduğu toprak üzerinde yenilmez olan dev: yere düştükçe Toprak Tanrısı anasından güç alarak ayağa kalkar. Herakles onu başka bir ülkeye taşıyıp öldürmek zorunda kalır.

Alkyoneus, Gök Tanrısı Uranos ile Toprak Tanrısı Gaia'nın oğlu olan dev, mitolojide iki farklı hikayeyle bilinir. İlk hikayesinde, o Tanrılar ile Devler arasındaki büyük savaşta yer alan en güçlü savaşçılardan biridir. Alkyoneus'un olağanüstü bir özelliği vardır: doğduğu toprak üzerinde savaştığı sürece yenilmezdir. Her yere serilse bile, anne Toprak'a dokunduğu an yeniden güçlenip ayağa kalkar. Herakles, Geryon'un sığırlarını çalıp geri dönerken Alkyoneus'la karşılaşır. Dev, Herakles'in yirmi dört arkadaşını dev bir kayayla ezerek öldürür. Sonunda Herakles, Alkyoneus'u sırtlayarak doğduğu topraktan uzak bir ülkeye götürür ve orada bir okla onu ölüme gönderir. Alkyoneus'un kızları babasının ölümüne öylesine üzülürler ki kendilerini denize atarlar ve martı kuşlarına dönüşürler. İkinci hikayede ise Alkyoneus, Delphoi yakınlarında yaşayan güzel bir delikanlıdır. Lamia canavarı bölgeyi terörize ettiğinde, Apollo'nun emriyle genç bir erkek kurban olarak seçilir. Alkyoneus'a aşık olan asil bir delikanlı, Eurybatos, onun yerine kurban olmayı kabul eder. Canavarın mağarasına giren Eurybatos, canavar başını kayalara çarparak ezerek öldürür.
Silenos
Bir varmış, bir yokmuş. Dünyanın en yaşlı ağaçlarının gölgesinde, masalların en eskisini dinlemek ister misin evlat? Otur şöyle yamacıma, sana biraz eski zamanların devlerinden ve cesur yüreklerden bahsedeyim.

Eskiden, dünya henüz gençken, Alkyoneus adında kocaman bir dev yaşarmış. Bu dev, toprak ananın gücünü arkasına almıştı. Öyle güçlüydü ki, ayağı toprağa her değdiğinde, sanki derin bir uykudan uyanan bir ağaç gibi hemen eski gücüne kavuşurdu. Onunla güreşmek, rüzgarı yakalamaya çalışmak gibiymiş! Ama Herakles adında, kasları çelikten bir dostumuz gelmiş. Herakles bakmış ki bu devin yere düştükçe gücü artıyor, onu sırtına aldığı gibi toprağından koparıp uzak diyarlara taşımış. Toprağından ayrılan dev, tıpkı susuz kalan bir çiçek gibi zayıflamış ve böylece masalımızdaki o büyük kavga sona ermiş.

Bir de, Delphoi diyarında yaşayan çok güzel bir delikanlı varmış. O zamanlar buralarda Lamia adında, herkesin korktuğu ürkütücü bir canavar dolaşırmış. Zavallı delikanlı, bu canavara yem olmasın diye seçilmiş. Tam umutlar tükenmişken, yolu bir başka cesur delikanlıyla kesişmiş. O cesur arkadaşı, "Senin yerine ben giderim!" deyip canavarın mağarasına girmiş. İçerideki o korkunç yaratığı, sanki dalından bir meyve koparır gibi yakalayıp yere çalmış. Etrafındaki herkes derin bir nefes almış, o günden sonra buralara huzur gelmiş.

İşte böyle küçük dostum, dünyada gücün bazen toprağın bereketinden, bazen de kalbindeki cesaretten gelir. Şimdi gözlerini kapat ve bu kadim hikayelerin rüzgarıyla tatlı rüyalara dal. Belki rüyanda Herakles'i görür, belki de bir devin devasa ayak izlerini takip edersin. Hadi bakalım, uyu artık.
In Art Alkyoneus
Phintias Arv 24 12 - Satyr - Herakles And Apollon Struggling For The Tripod - Herakles And Alkyoneus
Phintias Arv 24 12 - Satyr - Herakles And Apollon Struggling For The Tripod - Herakles And Alkyoneus
Phintias Arv 24 12 - Satyr - Herakles And Apollon Struggling For The Tripod - Herakles And Alkyoneus
Phintias Arv 24 12 - Satyr - Herakles And Apollon Struggling For The Tripod - Herakles And Alkyoneus
Phintias Arv 24 12 - Satyr - Herakles And Apollon Struggling For The Tripod - Herakles And Alkyoneus
Phintias Arv 24 12 - Satyr - Herakles And Apollon Struggling For The Tripod - Herakles And Alkyoneus

nav.navigate

nav.identity

common.settings

common.language
TR EN
common.theme