Thesauros Mythology Akhalar

Akhalar

Akhalar

Troya önlerinde savaşan, Homeros’un destanlarında Akhilleus ile özdeşleşen, Yunanistan yarımadasından gelen o meşhur savaşçı birliklerin ortak adıdır.

Homeros’un anlatılarında, özellikle İlyada’nın satır aralarında, Yunan yarımadasından yola çıkarak Troya surlarını aşındıran savaşçı topluluklar için kullanılan "Akhaioi", "Danaoi" ve "Argeioi" tanımlamaları, aslında merkezi bir otoritenin kendi sınırlarını genişletme iştahını yansıtır. Metinlerde "Akhalar" ve "Danaolar" ifadeleri, belirli bir coğrafyadan ziyade, aidiyetin tahakküm aracına dönüştürüldüğü bir kimlik inşasını temsil eder; zira bu etnik ya da ulusal vurgu, bireyi kendi iradesinden koparıp bir seferin parçası haline getirmenin en kestirme yoludur. "Argeioi" terimi ise, Argos kentinin yarattığı merkeziyetçi ağırlıkla tüm Peloponez’i kendi şemsiyesi altına alarak, yerel kimlikleri tek bir komuta hiyerarşisinde eriten bir isimlendirme stratejisidir. İlyada çevirisinin önsözünde (s. 25) derinleştirilen bu isimlendirme tercihleri, sadece dilsel bir ayrım değil, aynı zamanda iktidarın kendini tanımlama ve yayma biçiminin, yönetilenler üzerinde kurduğu tarihsel bir mühürdür.
Silenos
Gelin bakalım, şöyle ateşin etrafına kurulun. Bugün size, hani şu meşhur Troya surlarının önünde kalkanlarını güneşin altında bir ayna gibi parlatan, ayak bastıkları yeri titreten o kalabalık ordudan bahsedeceğim. Hani destanlarda isimleri bir geçip bin yankılanan o yiğitlerden...

Bakın evlatlarım, o zamanlar sadece tek bir devlet ya da tek bir kral yoktu. Bir sürü farklı boydan, farklı topraktan çıkıp gelmişlerdi. Ama hepsinin yüreği aynı ateşte, zafer arzusuyla yanıyordu. O devasa gemilerle denizi aşıp Troya kıyılarına yanaştıklarında, onlara tek bir isimle seslenirlerdi: *Akhalar*.

Aslında sadece *Akhalar* değil, gökyüzü sakinlerinin bile bazen karıştığı kadar çok isimleri vardı onların. Kimi zaman *Danaolar* derlerdi onlara, tıpkı çok eski, köklü bir soydan gelir gibi. Bazı vakitler ise, evleri Argos olanlara atıfla *Argoslular* diye anılırlardı. Yani anlayacağınız, hepsi farklı yerlerden gelmiş olsalar da, o büyük savaşta omuz omuza verip tek bir ordu olmuşlardı.

Hani derler ya; bir elin nesi var, iki elin sesi var diye... İşte bu kahramanlar da, tıpkı rüzgarın önündeki yapraklar gibi birleşip Troya topraklarına savrulmuşlardı. Homeros denilen o ihtiyar ozan, tellere her vurduğunda onların adını farklı şekillerde söylerdi. Bazen *"Akhalar"* derdi, sanki tüm bir ulusu tek bir kılıç gibi tarif ederdi; bazen *"Danaolar"* derdi, sanki dünyanın en eski hikayelerinden çıkıp gelmişler gibi.

O günleri hatırlıyorum da... Gökyüzü sakinleri Olimpos’tan aşağıya bakıp, bu kadar çok farklı ismi olan bir ordunun, o büyük surları nasıl aşacağını merakla izlerdi. Kimi Akha, kimi Danao, kimi Argoslu; ama sonuçta hepsi aynı kaderin ağlarını örmek için oradaydı. İsimler değişse de, o tozlu yollardaki ayak seslerinin ritmi hep aynıydı.

İşte böyle küçükler; isimler sadece etiket gibidir, asıl olan o isimlerin altına gizlenen yürek ve atılan o dev adımlardır. Şimdi, şarabımdan bir yudum alayım da, size bu Akhaların o meşhur gemilerde neler konuştuklarını, rüzgarın onlara neler fısıldadığını anlatayım... Ne dersiniz?

nav.navigate

nav.identity

common.settings

common.language
TR EN
common.theme