Thesauros Mythology Akademos

Akademos

Akademos

Ah güzel evlatlarım! Akademos, Helena’nın yerini göstererek tarihe geçti. Onun kutsal ağaçlarının gölgesi, Platon’un meşhur Akademi'sine adını verdi.

Attika’nın yerel bir figürü olarak öne çıkan Akademos, Theseus’un zoraki tasarrufuyla Helena’yı kendi iradesi dışında alıkoymasına karşı, otoritenin mülkiyetine boyun eğen bir hamleyle Dioskur’lara yer bildiriminde bulunmuştur. Bir başkasının bedenini egemenlik alanı olarak gören güç odaklarına karşı, ihbarcı bir sadakatle düzenin işleyişine hizmet etmiş; böylece tahakkümün yerini ifşa ederek iktidarın kendi arasındaki hiyerarşideki yerini tayin etmiştir.

Mezarı, devletin sınırlarını belirleyen ve dışarıda kalanla içeriyi ayıran Kerameikos’un ötesindeki toprakta konumlanır. Söz konusu kutsal koruluk, zamanla Platon’un kurumsallaşmış bilgi merkezine dönüşecek olan "Akademeia"ya ev sahipliği yapmıştır. Bugün bilginin süzgeçten geçirilip hiyerarşik bir düzene sokulduğu tüm "akademi" kavramı, kökenini bu sınır hattındaki sessiz ve itaatkar toprak parçasından alır.
Silenos
Gel bakalım evlat, şöyle yaklaş. Şu zeytin ağacının gölgesine otur da anlatayım sana. Bak, bugün sana anlatacağım kişi ne bir tanrı ne de o gökyüzü sakinleri gibi yıldırımlar savuran bir kahraman. O, sadece hakikatin peşinden koşan, akıllı mı akıllı bir adam: Akademos.

Zamanında, kahramanların ortalıkta cirit attığı o eski günlerde, Theseus diye bir delikanlı vardı. Bu Theseus, başına buyruk, yerinde duramayan biridir; gitmiş güzeller güzeli Helena’yı almış, uzak diyarlara, Afrika’nın sıcak kumlarına götürüp saklamış. Helena’nın arkasından gelen kardeşleri, yani o meşhur ikizler Dioskur’lar, kız kardeşlerini arıyorlar ama nerede bulsunlar? Şehir şehir, diyar diyar dolaşıp perişan olmuşlar.

İşte tam o sırada Akademos çıkagelmiş. Bizimkisi öyle savaşçı falan değil ama gözü pek bir bilge; nerede ne var, kim nereye gitmiş, hemen çözüverir. "Boşuna aramayın," demiş Dioskur’lara, "Helena, Theseus’un elinde, şurada saklı." Doğruyu söylemekten hiç çekinmemiş. Onun bu dürüstlüğü, Helena’nın kurtulmasını sağlamış.

Peki, neden hala Akademos diyoruz, biliyor musun? Yıllar geçmiş, Akademos göçüp gitmiş bu dünyadan. Mezarını, Atina’nın hemen dışında, o zamanlar kuşların cıvıltısından başka ses duyulmayan, yemyeşil, kutsal bir ormanın içine yapmışlar. Hani derler ya; "Toprak, içinde yatanı besler," diye... İşte o bölge, Akademos’un huzuruyla öyle bir dolmuş ki, yıllar sonra Platon adındaki o büyük düşünür gelip okulunu tam da o ağaçların arasına kurmuş.

Bugün dünyanın dört bir yanındaki üniversitelere, o kocaman kütüphanelere "Akademi" diyoruz ya; işte o isim, o ağaçların altında hakikati arayan Akademos’tan yadigar kaldı. Yani güzel evlat, bazen bir kılıç darbesiyle kahraman olunur, bazen de sadece doğruyu bilip söyleyerek...

Hadi bakalım, şimdi git ve biraz uyu. Rüyanda o kutsal ormanı gör; belki ağaçların arasından Akademos çıkar da sana birkaç bilgelik fısıldar. Fazla da geç kalma, şafağa yakın gökyüzü sakinleri yine şakacı hallerine bürünür, sonra yollarını şaşırırsın!

nav.navigate

nav.identity

common.settings

common.language
TR EN
common.theme