Thesauros Mythology Aiakos

Aiakos

Aiakos

Zeus ve Aigina’nın oğlu, karıncalardan Myrmidon halkını yaratan ve hakseverliğiyle Hades’te ruhları yargılayan adaletin simgesi dürüst Aiakos.

Zeus ile su perisi Aigina’nın birlikteliğinden dünyaya gelen Aiakos, antik dünyanın dürüstlük ve takva ile özdeşleştirilmiş figürlerinden biridir. Aigina adasında hüküm sürdüğü sırada halkını yutan veba salgını, kitlelerin yok oluşu karşısında tek bir otoriteye sığınmayı zorunlu kılmış; o da babası Zeus’un kudretine başvurarak adadaki karıncaların insan suretine büründürülmesini sağlamıştır. Böylece "karınca-insanlar" anlamına gelen Myrmidonlar, bir iradenin bahşettiği yaşamla varlık kazanmış ve zamanla Aiakos’un torunu Akhilleus’un savaş aygıtına dönüşerek Troya önlerinde tahakkümün savunucuları olmuşlardır.

Tanrısal iktidarın yeryüzündeki gölgesi olarak görülen Aiakos, kuraklığın kırıp geçirdiği topraklarda halkın yakarışına aracılık etmiş ve tanrısal iradeyi kendi coğrafyasına davet ederek sadakatle güçlenen hiyerarşiyi perçinlemiştir. Özel hayatındaki güç dengeleri ise daha çetin sarsıntılarla şekillenmiştir; Telamon ve Peleus’un kardeşi Phokos’u atletik bir rekabetin gölgesinde katletmesi, saray içindeki hırsın ve mülkiyet kavgasının doğal bir sonucu olarak belirmektedir. Aiakos, kendi düzenini korumak adına oğullarını sürgüne göndererek "adaleti" bir disiplin aracı olarak kullanmış, bu kesin çizgili tutumu onun otoritesini pekiştirmiştir.

Hakimiyetin bu keskin tatbikatı, onun yaşam sonrasında da değişmeyen bir konuma yerleşmesini sağlamıştır. Homeros’un anlatılarında yer almasa da, Platon’un *Gorgias* diyaloğunda atıfta bulunduğu üzere, Aiakos Hades’in karanlığında bir yargı mekanizmasının temsilcisine dönüşmüştür. Minos ve Rhadamanthys ile birlikte Avrupa’dan gelen ruhları denetim altına alan bir yargıç olarak, yaşamda kurduğu disiplini ölüler diyarında da sürdürerek itaat ile özgürlük arasındaki o belirsiz eşiği bizzat yönetir olmuştur.
Silenos
Gel bakayım buraya, şöyle yanaş ateşe. Destanların tozlu sayfalarında kalmış, ama adaletiyle gökyüzü sakinlerinin bile başını eğdiği o ismi mi merak ettin? Aiakos’u anlatayım sana.

Aiakos, Zeus ile güzel su perisi Aigina’nın oğludur. Babası tanrıların kralı olunca, onun payına da kendi adını taşıyan o şirin adayı yönetmek düşmüştü. Aiakos, öyle adaletli bir kraldı ki, sadece insanlar değil, tanrılar bile ona danışmadan iş yapmazdı. Bir keresinde dünyayı bir kuraklık vurdu, ekinler sararıp küle döndü, nehirler yatağını unuttu. İnsanlar, "Senin sözün Zeus’un katında geçerlidir, ne olur kurtar bizi!" diye koştular ona. Aiakos bir yakardı, gökyüzü sakinleri öyle bir duydular ki, toprak kana kana su içti.

Ama bilirsin, hayat bazen bir testi şarabı kadar berraktır, bazen de fırtınalı deniz gibi bulanık. Aiakos’un adasında bir zamanlar büyük bir veba patladı. Koca ada boşaldı, kral sarayında yapayalnız kaldı. Çaresizlik içinde babası Zeus’a, "Bana halkımı geri ver, yoksa bu krallığın ne anlamı var?" diye seslendi. O an, meşe ağacının altındaki karınca yuvasına baktı. Zeus onun bu içten yakarışını duymuştu. Karıncalar yavaş yavaş boy atıp insana dönüştü! "Myrmidon" dedikleri, o karınca soylu savaşçıların hikayesi böyle başladı işte. Hani o meşhur Akhilleus var ya, Troya önünde göğsünü gere gere dövüşen; işte o, bu Myrmidonların lideriydi.

Aiakos’un evlatları da vardı elbette: Telamon ve Peleus. Ama aile içi işler biraz karışıktır, bilirsin. Diğer oğlunun, yani Phokos’un yeteneklerini kıskanınca, o iki kardeş bir hata yaptılar, bir diski Phokos’un başına atıp hayatına son verdiler. Aiakos, "Adalet, kendi evimden başlar," dedi. Kendi çocuklarını dahi olsa, gözünü kırpmadan sürgüne gönderdi.

İşte bu yüzden, hani o gölgeler diyarı Hades var ya, orada işler ona kaldı. İnsanlar öldüğünde, "Acaba iyi miydim, kötü müydüm?" diye endişelenirler. Platon der ki; Aiakos, Minos ve Rhadamanthys ile birlikte oturur, ruhların yaptıklarını tartar. Öyle taraflıdır, öyle rüşvetle eğilir sanma; o terazinin bir kefesine dürüstlüğü, diğerine de yaşamın ağırlığını koyar.

Şimdi söyle bakalım küçük dostum, bir gün senin de elinde bir terazi olsa, en çok neyi tartmak isterdin? Hadi, ateşi biraz daha körükle, gece daha uzun.

nav.navigate

nav.identity

common.settings

common.language
TR EN
common.theme